Dünya Genelinde Nükleer Enerji Kapasitesi ve Gelecek Beklentileri
Küresel nükleer enerji kapasitesi artıyor. Çin, planlanan projelerle ABD’yi geçerek liderlik koltuğuna oturabilir.
Küresel elektrik talebinin artmasıyla birlikte, ülkeler nükleer enerji yatırımlarını hızlandırma yoluna gidiyor. İran ile ABD arasındaki gerilimlerin önemli bir nedeni olan nükleer enerji kapasiteleri, dünya genelinde dikkatleri bu alana çekiyor. Planlanan projelerin tamamlanması durumunda, Çin’in toplam nükleer enerji kapasitesi ile ABD’yi geride bırakarak lider konuma geçmesi öngörülüyor.
Mevcut ve planlanan projelere göre, dünya genelindeki nükleer enerji kapasitesinin büyük bir artış göstermesi bekleniyor. Toplam kapasitenin 186 gigavata ulaşabileceği öngörülürken, bu durum ABD’nin mevcut liderliğini tehdit ediyor. Bu değişim, artan elektrik talebine karşılık olarak güvenilir ve düşük karbonlu enerji kaynaklarına yönelimin arttığını gösteriyor.
Global Energy Monitor verilerine dayanan bir çalışmaya göre, ülkeler mevcut ve planlanan nükleer kapasiteye göre sıralanıyor. İran ile ABD arasındaki nükleer enerji çalışmaları da gerilimlerin sebeplerinden biri olunca, hangi ülkede ne kadar nükleer enerji kapasitesinin bulunduğu merak konusu haline geldi.
ABD Liderliğini Koruyor, Ancak Çin’in Planları Değiştirebilir
Şu anda nükleer enerji üretiminde lider konumda olan ABD’nin kapasitesi 102 bin 475 megavat seviyesinde bulunuyor. Bu rakam, Fransa’nın kapasitesini 35 bin megavatın üzerinde geçiyor. Çin ise 60 bin 898 megavat kapasite ile üçüncü sırada yer alıyor, ancak yeni santrallerin devreye girmesiyle bu sıralamanın değişmesi bekleniyor.
Tüm planlanan projelerin tamamlanması halinde, Çin’in 185 bin 812 megavat kapasiteye ulaşarak ilk sıraya yerleşmesi öngörülüyor. ABD’nin 117 bin 910 megavat ile ikinci, Fransa’nın ise 75 bin 590 megavat ile üçüncü sırada kalması bekleniyor. Fransa, elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 69’unu nükleer enerjiden sağladığı için bu alandaki tarihsel liderliğini sürdürüyor.
Uganda’da Hızlı Artış Bekleniyor
Birleşik Krallık, 1956 yılında dünyanın ilk ticari nükleer santraline ev sahipliği yapmış olmasına rağmen, sonraki yıllarda nükleer enerjiyi sınırlı bir şekilde kullanmaya yöneldi. Hükümetin “nükleerin altın çağı” hedefi doğrultusunda planlanan toplam 15 bin 394 megavatlık kapasite, ülkeyi küresel sıralamada 12’nci sıraya yerleştiriyor.
Bugün kurulu nükleer kapasitesi bulunmayan 17 ülke arasında en hızlı artışın Uganda’da görülmesi bekleniyor. Uganda’nın 18 bin megavat kapasiteye ulaşması öngörülürken, Polonya’nın 15 bin 612 megavat ve Türkiye’nin 14 bin 700 megavat kapasiteye ulaşması planlanıyor.
Küresel Elektrik Üretiminde Nükleerin Payı
Nükleer enerjinin genişlemesi, büyük ölçüde fisyon teknolojisine dayanıyor. Mevcut reaktörlerin tamamında kullanılan bu teknoloji, küresel elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu sağlıyor. Daha küçük ve modüler reaktör tasarımları ile maliyetlerin düşürülmesi, güvenliğin artırılması ve kurulum süreçlerinin hızlandırılması hedefleniyor. Bu bağlamda, planlanan kapasite artışlarının yalnızca büyük ölçekli santrallerle sınırlı kalmayıp, devletler ve özel sektör tarafından desteklenen küçük reaktör projelerini de kapsadığı ifade ediliyor.
Füzyon Teknolojisi Uzun Vadeli Hedef
Diğer yandan, güneşin enerji üretim mekanizmasını temel alan nükleer füzyon teknolojisi, uzun vadeli bir hedef olarak kalmaya devam ediyor. Artan yatırımlar ve teknik ilerlemelere rağmen füzyon, henüz ticari ölçekte kullanılabilir bir seviyeye ulaşmamış durumda. Bu nedenle, küresel nükleer enerji yatırımlarının önümüzdeki dönemde ağırlıklı olarak fisyon teknolojisi etrafında şekillenmesi bekleniyor.




