Turizmde Büyüme Sorunu: Ne Kadar Değil, Nasıl Büyüyeceğiz?
Turizmde büyümenin nasıl olacağı, sürdürülebilirlik ve adil paylaşım gibi konular ITB Berlin’de tartışıldı.
Turizm sektörünün en önemli B2B fuarlarından biri olan ITB Berlin, bu yıl 60. kez kapılarını açtı. Prontotour Marka Müdürü Mehmet Güneli ile gerçekleştirdiğimiz görüşmede, fuarda öne çıkan konular arasında veri odaklı turizm, kriz yönetimi ve adil turizm gibi kavramların bulunduğunu belirtti. Güneli, bu yılki ana vurgunun dengeli büyüme üzerine olduğunu ifade etti.
“ITB Berlin’i gazetecilik kariyerim boyunca yaklaşık 20 yıldır takip ediyorum. 1966’dan bu yana küçük bir ticaret fuarından, stratejik öneme sahip bir küresel endüstri platformuna dönüşmüş durumda. Fuar, katılımcılara pazarları analiz etme, iş ortaklıklarını güçlendirme ve yeni iş fikirleri geliştirme fırsatları sunuyor. Seyahat sektörünün bu kadar gelişeceğini kimse tahmin edemezdi. Turizm, günümüzde küresel barıştan ekonomik kalkınmaya kadar birçok alanda etkili bir sektör haline geldi.”
“20 yıl önce 700 milyon seyahat konuşulurken, bugün bu rakam 1.5 milyarı geçti; 2045’te ise 3 milyarı aşması bekleniyor.”
Güneli, 20 yıl önceki 700 milyon seyahat sayısının bugün 1.5 milyara ulaştığını ve 2045 yılına gelindiğinde bu rakamın 3 milyarı geçeceğini dile getirerek, bu büyümenin beraberinde dengeli bir yönetim gerektirdiğini vurguladı. Artan fırsatların yanı sıra krizlerin de tehdit oluşturduğuna dikkat çekti. Ayrıca, turizmde orta sınıf taleplerinin arttığını ve yüksek gelir grubunun ayrıcalıklı deneyim peşinde koştuğunu belirtti.
Günümüzde turizmin en büyük sorununun ne kadar büyüyeceği değil, nasıl büyüyeceği olduğunu ifade eden Güneli, “Bu büyümeden kimler nasıl yararlanacak? Sürdürülebilir turizmin kapsamı ne olacak?” gibi soruların önemine değindi. ITB Berlin Konferansı’nda ‘denge’ politikası üzerine tartışmalar yapıldığını, adil turizm ve eşit gelir paylaşımı konularının gündeme geldiğini aktardı.
“Bu yıl 166 ülkeden 5 bin 600 katılımcı Berlin’e geldi.”
ITB Berlin, geleneksel yapısını korurken dijital dönüşüme de ayak uydurabilen bir fuar olarak öne çıkıyor. Bu yıl 166 ülkeden 5 bin 600 katılımcı ve yaklaşık 97 bin ziyaretçi fuara katıldı. Yapılan ticari anlaşmaların toplam değerinin 47 milyar Euro olduğu belirtildi. Fuar, yapay zeka, kriz yönetimi, veri odaklı seyahat teknolojileri gibi konularla dikkat çekti. Ayrıca Angola, bu yılın konuk ülkesi olarak yer aldı.
“Randevusu olan da var, görünmek isteyen de.”
Güneli, Türkiye’nin ITB Berlin’deki katılımının her yıl olduğu gibi bu yıl da yüksek olduğunu belirtti. Türkiye’nin tanıtıldığı salonun kalabalık olduğunu, ancak bu kalabalığın ne kadarının iş odaklı olduğunu bilmediğini ifade etti. Antalya ve İstanbul, fuarda yine ön plandaydı. Almanya pazarında rezervasyon akışında sorun görünmediğini, ancak Muğla’nın İngiliz pazarında geçen yılın gerisinde kaldığını aktardı.
Turizm sektörü temsilcileri, İran-ABD/İsrail savaşının olası etkilerini azaltmak ve trafiği Türkiye lehine çevirmek için çaba gösteriyor. Orta Doğu pazarlarının yükselen ülkesi Suudi Arabistan’ın standının kalabalık olduğunu, Dubai, Mısır ve Katar gibi ülkelerin ise daha sakin bir tutum sergilediğini belirtti. Latin pazarları, Peru, Arjantin ve Kolombiya’dan gelen MICE acenteleri ile hareketliydi. Teknoloji salonunun da oldukça canlı olduğunu vurguladı.
“Gençler yapay zekayı içselleştiriyor.”
Yapay zeka ve teknolojideki gelişmelere rağmen, seyahat acentelerinin kaliteli hizmet anlayışının önemini koruduğunu vurgulayan Güneli, “Seyahat acenteleri, güven ve sorumluluk anlayışını sürdürmek zorunda. Misafir, hâlâ ona dokunulduğunu görmek istiyor.” dedi. Ancak, yapay zekanın hızla geliştiğini ve genç neslin bu değişime daha yatkın olduğunu belirtti. Bu durumun, geleneksel hizmet anlayışının önemini azaltabileceğini ifade etti.
“Denge odaklı turizm ihmal edilmemeli.”
Güneli, turizmin sadece ölçek ekonomisi veya inovasyonla değil, adil yönetim ve insana yönelik kaygılarla gelişebileceğini belirtti. Denge unsurunun turizmdeki önemine vurgu yaparak, sürdürülebilir büyümenin ekonomik istikrar ve sosyal sorumluluk ile nasıl uzlaştırılabileceğine dikkat çekti. Aşırı turizm ve her şey dâhil eleştirilerinin bu konunun bir parçası olduğunu ifade etti. Yerel unsurları göz ardı ederek sadece niceliksel büyümenin, denge odaklı turizm anlayışına zarar vereceğini sözlerine ekledi.




