2026 İkinci Çeyrek CBAM Sertifika Fiyatı 75,28 Euro Olarak Belirlendi
2026 ikinci çeyrek CBAM sertifika fiyatı 75,28 euro olarak açıklandı. Türkiye’nin AB’ye ihracatında karbon maliyetleri önem kazanıyor.
Avrupa Komisyonu, 2026 yılının ikinci çeyrek CBAM sertifika fiyatını 75,28 euro olarak duyurdu. İlk çeyrek fiyatı olan 75,36 euro ile karşılaştırıldığında, karbon sertifikası fiyatlarının AB’nin sınırda karbon düzenlemesi çerçevesinde neredeyse sabit kaldığı gözlemleniyor. Bu durum, Türkiye’den Avrupa Birliği’ne ihracat yapan firmalar için yalnızca yeni bir fiyat güncellemesi değil, aynı zamanda karbon verisinin ticari maliyetler, müşteri ilişkileri ve yeşil finansman açısından düzenli olarak takip edilmesi gereken bir gösterge haline geldiğini ortaya koyuyor.
Avrupa Komisyonu, 2026 yılı için ilk CBAM sertifika fiyatını 7 Nisan 2026’da 75,36 euro olarak açıklamıştı. İkinci çeyrek fiyatı ise 6 Temmuz 2026’da 75,28 euro olarak belirlendi. Bu iki çeyrek arasındaki fark yalnızca 0,08 euro oldu ve bu da yaklaşık %0,1’lik bir düşüşe işaret ediyor.
Bu gelişmeyi “CBAM fiyatı düştü” şeklinde değerlendirmek yanıltıcı olabilir. Daha doğru bir yorum, AB ithalatında karbon maliyetinin ilk iki çeyrek boyunca 75 euro civarında kalmasıdır. Bu fiyat aralığı, çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen gibi CBAM kapsamındaki sektörlerde ürün bazında karbon yoğunluğunun finansal etkilerini daha görünür hale getiriyor.
Komisyonun 2026 takvimine göre üçüncü çeyrek fiyatı 5 Ekim 2026’da, dördüncü çeyrek fiyatı ise 4 Ocak 2027’de açıklanacak. 2026 yılı boyunca her çeyrek fiyatı, ilgili çeyrekte AB’ye ithal edilen CBAM kapsamındaki ürünlerin gömülü emisyonlarına karşılık gelen sertifika satışları için geçerli olacak.
Bu takvim, ihracatçılar için yeni bir izleme süreci oluşturuyor. Artık CBAM, yalnızca mevzuat takibi gerektiren bir çevre düzenlemesi değil, aynı zamanda çeyrekler bazında izlenmesi gereken bir karbon fiyat göstergesi haline geliyor. 2027’den itibaren fiyatların haftalık olarak yayımlanacak olması, bu göstergenin daha dinamik ve piyasa duyarlı hale geleceğini gösteriyor.
Avrupa Komisyonu’nun belirlediği metodolojiye göre CBAM sertifika fiyatı, AB Emisyon Ticaret Sistemi (AB ETS) kapsamında açık artırmayla satılan tahsisatların ihale kapanış fiyatlarının ağırlıklı ortalamasına dayanarak hesaplanıyor. Bu yaklaşım, AB içinde üretim yapan firmaların maruz kaldığı karbon maliyeti ile AB’ye ithal edilen karbon yoğun ürünlerin maliyetleri arasında bir denge sağlamayı amaçlıyor.
CBAM, klasik bir gümrük vergisi olarak tasarlanmamıştır. Mekanizmanın temel işleyişi, AB pazarına giren belirli karbon yoğun ürünlerin üretim süreçlerinde ortaya çıkan gömülü emisyonlara, AB ETS ile uyumlu bir karbon fiyatı yansıtmak üzerine kuruludur. Bu nedenle CBAM fiyatı, Avrupa karbon piyasasındaki fiyat sinyallerine bağlıdır ve doğrudan o piyasanın ortalama ihale fiyatlarına bağlanmaktadır.
2026 yılı, geçişin ilk mali uygulama yılı olduğu için Komisyon dört çeyrek fiyatı yayımlamaktadır. 2027’den itibaren ise CBAM sertifika fiyatları haftalık olarak hesaplanıp yayımlanacaktır. Bu değişiklik, karbon maliyetinin şirketlerin fiyatlandırma, tedarik, sözleşme ve risk yönetimi süreçlerine daha sık aralıklarla dahil edileceği anlamına gelmektedir.
CBAM sertifikalarının ortak merkezi platform üzerinden satın alınması ise 1 Şubat 2027’den itibaren başlayacaktır. Bu durum, 2026 ithalatları için fiyat işaretinin şimdiden oluştuğu, ancak sertifikaların satın alınmasının yıllık beyan ve teslim süreci ile 2027 takvimiyle birlikte mali sonuç doğuracağı anlamına gelir.
75,28 euroluk fiyat, ihracatçılar ve ithalatçılar için güçlü bir brüt karbon fiyat sinyali sunmaktadır. Ancak her ürün için oluşacak nihai CBAM yükümlülüğü, yalnızca bu fiyatın ürün emisyonuyla çarpılması kadar basit değildir. Nihai yükümlülük; ürünün gömülü emisyonu, kullanılacak emisyon değeri, doğrulama durumu, AB ETS ücretsiz tahsisat uyarlaması ve menşe ülkede ödenmiş bir karbon fiyatı olup olmaması gibi unsurlara göre değişiklik gösterebilir.
Bu nedenle “bir ton gömülü emisyon eşittir 75,28 euro maliyet” ifadesi, haber dili açısından anlaşılır bir referans sunsa da, şirket içi hesaplamalar için yeterli değildir. Ürün bazında doğru hesaplama yapılabilmesi için üretim tesisi, yakıt girdisi, proses emisyonu, elektrik tüketimi, hammadde kullanımı ve varsa öncül ürünlerin emisyon bilgileri CBAM metodolojisine uygun biçimde ele alınmalıdır.
CBAM hesaplamasında doğrudan ve dolaylı emisyonların kapsamı sektörlere göre değişiklik göstermektedir. Demir-çelik, alüminyum ve hidrojen için CBAM kapsamı yalnızca doğrudan emisyonlarla sınırlıdır. Çimento ve gübre için ise doğrudan emisyonlara ek olarak dolaylı emisyonlar da dikkate alınmaktadır.
Bu ayrım, Türkiye ihracatçıları açısından kritik bir öneme sahiptir. Özellikle demir-çelik ve alüminyumda elektrik tüketimi, üretim maliyeti ve kurumsal karbon ayak izi açısından önemli olmaya devam etse de, CBAM yükümlülüğü bakımından dolaylı elektrik emisyonları her ürün grubunda aynı şekilde hesaba katılmamaktadır. Aglomere demir cevheri gibi demir-çelik grubu içinde yer alan ürünler, mevcut metodolojide yalnızca doğrudan emisyon kapsamında değerlendirilmektedir.
Bu nedenle şirketlerin genel karbon ayak izi çalışmaları ile CBAM beyan metodolojisini birbirine karıştırmadan yönetmesi gerekmektedir. Nakliye ve lojistik emisyonları da CBAM hesaplamasının temel sınırına dahil değildir. Sistem sınırı, üretim tesisi çıkışına kadar olan gömülü emisyonlara odaklanmaktadır.
AB ithalatçıları, CBAM kapsamındaki ürünler için gerçek doğrulanmış emisyon değerlerini veya Komisyon tarafından belirlenen varsayılan değerleri kullanabilir. Ancak gerçek değerlerin kullanılabilmesi için üçüncü ülkedeki üreticinin toplam gömülü emisyonlara ilişkin güvenilir ve doğrulanabilir veri sağlaması gerekmektedir. Bu durum, Türkiye’deki üreticiler için kritik bir noktadır: Resmi beyan yükümlülüğü AB’deki ithalatçıda olsa bile, ticari ilişkinin veri kaynağı Türkiye’deki üretim tesisi olacaktır.
Varsayılan değerler kısa vadede idari kolaylık sağlayabilir. Ancak kesin uygulama döneminde bu değerler, gömülü emisyonların olduğundan düşük gösterilmemesi için mark-up ile artırılmaktadır. Komisyon metodolojisine göre çoğu yeni varsayılan değerde mark-up oranı 2026’da %10, 2027’de %20, 2028’den itibaren %30 olacaktır. Gübre sektöründe ise tedarik zinciri ve tarımsal fiyat hassasiyetleri nedeniyle sabit %1’lik mark-up uygulanacaktır.
Bir ürünün gerçek karbon yoğunluğu varsayılan değerin altındaysa, doğrulanmış gerçek veri, doğrudan rekabet avantajı yaratabilir. Çünkü ithalatçı, varsayılan ve mark-up uygulanmış daha yüksek bir değer yerine, üreticinin kanıtlanmış daha düşük emisyon verisini kullanabilir. Bu durum, düşük karbonlu üretim yapan ancak bunu belgeleyemeyen şirketler için önemli bir kayıp alanı yaratmaktadır.
Tersi durumda ise yüksek karbon yoğunluğu, doğrudan maliyet ve müşteri riski olarak ortaya çıkabilir. Bu nedenle CBAM uyumu, yalnızca mevzuat dosyası değil; operasyonel veri kalitesi, enerji yönetimi, üretim dönüşümü ve müşteri ilişkileri meselesi haline gelmektedir. Ölçemeyen şirketin düşük karbon iddiası, AB müşterisi karşısında ticari değere dönüşmeyebilir.
CBAM’ın mevcut kapsamı çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojeni içermektedir. Bu alanlar, üretim süreçlerinde yüksek enerji kullanımı ve yüksek emisyon yoğunluğu nedeniyle AB’nin karbon kaçağı riskine karşı öncelik verdiği sektörler arasında yer almaktadır. Türkiye’den AB’ye tedarik yapan şirketler açısından bu kapsam, özellikle ürün sınıflandırması ve tedarik zinciri verisi üzerinden dikkatle izlenmelidir.
Fiili etki yalnızca ana sektör adına göre belirlenmez. Ürünün hangi kodla ithal edildiği, üretim sürecinde hangi girdilerin kullanıldığı, doğrudan veya dolaylı emisyonların ilgili ürün için kapsama girip girmediği ve AB’deki ithalatçının beyan stratejisi sonucu belirler. Bu nedenle CBAM hazırlığı, ihracat departmanının tek başına yürüteceği bir işlem olmaktan çıkmakta; üretim, finans, sürdürülebilirlik, enerji yönetimi, kalite ve satış ekiplerinin ortak dosyası haline dönüşmektedir.
CBAM’da yetkilendirilmiş CBAM beyan sahibi, AB’deki ithalatçı veya dolaylı gümrük temsilcisi olacaktır. Ancak ithalatçının doğru beyan yapabilmesi için üçüncü ülkedeki üreticiden güvenilir ve doğrulanabilir veri alması gerekecektir. Bu durum, Türkiye’deki ihracatçıların AB müşterileriyle kurduğu ilişkinin niteliğini değiştirmektedir.
Önümüzdeki dönemde AB müşterileri yalnızca fiyat, teslim süresi ve kalite belgesi istemeyecek. Ürün karbon ayak izi, tesis bazlı emisyon verisi, kullanılan enerji kaynakları, doğrulama raporları ve karbon azaltım planları da ticari görüşmenin parçası haline gelecektir. CBAM fiyatının 75 euro bandında seyretmesi, bu veri talebinin arkasındaki mali baskıyı somutlaştırmaktadır.
AB ithalatçıları, 2026 ithalatlarını kapsayan ilk CBAM beyanını 30 Eylül 2027’ye kadar sunmak ve karşılık gelen CBAM sertifikalarını teslim etmek zorundadır. Bu tarih uzak görünse de, beyanın veri temeli 2026 ithalatlarına dayanacaktır. Dolayısıyla 2027’de yapılacak beyanın kalitesi, 2026 boyunca toplanan verinin kalitesine bağlı olacaktır.
Şirketler açısından zaman baskısı burada başlamaktadır. Üretim verileri geriye dönük olarak toparlanmaya çalışıldığında eksikler, format uyuşmazlıkları ve doğrulama sorunları ortaya çıkabilir. Bu nedenle CBAM kapsamındaki ihracatçıların 2026 verisini yıl bitmeden izlemeye başlaması, ithalatçı müşterileriyle veri formatı ve sorumluluk paylaşımını netleştirmesi gerekmektedir.
CBAM’da kesin uygulama dönemiyle birlikte yıllık 50 tonluk tek kütle bazlı eşik öne çıkmaktadır. AB’ye yılda 50 tondan az CBAM kapsamındaki mal ithal eden şirketler, genel CBAM yükümlülüklerinden muaf tutulabilmektedir. Ancak hidrojen ve elektrik ithalatında bu eşik uygulanmamaktadır; bu alanlarda ithalatçıların her durumda yetkilendirilmiş CBAM beyan sahibi olması gerekmektedir.
Bu eşik, özellikle küçük hacimli tedarik ilişkilerinde pratik önem taşımaktadır. Ancak Türkiye’deki ihracatçı açısından muafiyet, yalnızca kendi satış hacmine bakılarak değerlendirilemez. Eşik, AB’deki ithalatçı seviyesinde ve yıllık toplam ithalat üzerinden izlenmektedir. Bu nedenle aynı müşterinin farklı tedarikçilerden yaptığı CBAM kapsamındaki toplam ithalat, yükümlülük durumunu değiştirebilir.
2027’den itibaren yetkilendirilmiş CBAM beyan sahipleri, yıllık eşiği aştıktan sonra her çeyrek sonunda yıl başından itibaren ithal ettikleri CBAM kapsamındaki ürünlerin gömülü emisyonlarının en az %50’sine karşılık gelen CBAM sertifikasını hesaplarında bulundurmak zorunda olacaklardır. Bu durum, CBAM’ın yalnızca yıllık beyan tarihinde gündeme gelen bir yükümlülük olmadığını göstermektedir.
Bu düzenleme, ithalatçılar için karbon maliyetini çeyreklik nakit akışı ve risk yönetimi başlığına taşımaktadır. Türkiye’deki ihracatçı açısından bunun dolaylı etkisi, AB müşterilerinin daha erken veri talep etmesi, teslimat dönemlerine göre karbon maliyeti hesabı yapması ve sözleşmelerde maliyet paylaşımı maddelerini daha sık gündeme getirmesi olabilir.
CBAM yükümlülüğünün hesaplanmasında menşe ülkede etkin biçimde ödenmiş karbon fiyatı, çifte sayımın önlenmesi ve metodoloji uyumu gibi belirli koşullar altında düşülebilmektedir. Bu madde, Türkiye açısından stratejik bir önem taşımaktadır. Türkiye kendi emisyon ticaret sistemini kurduğunda ve karbon fiyatını ölçülebilir, doğrulanabilir ve AB metodolojisiyle uyumlu biçimde uyguladığında, Türkiye’de ödenen karbon bedelinin CBAM hesabında dikkate alınması mümkün hale gelebilir.
Bu, karbon maliyetinin tamamen ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Ancak karbon fiyatının nerede oluşacağı sorusunu değiştirir. Türkiye’de işleyen bir karbon piyasası, belirli koşullarda karbon bedelinin AB sınırında tahsil edilmesi yerine Türkiye içinde fiyatlanmasını sağlayabilir. Böylece karbon gelirinin, sanayinin dönüşümü ve yeşil finansman mekanizmaları için Türkiye içinde kullanılması daha güçlü bir politika argümanı haline dönüşür.
CBAM hesabında üçüncü ülkede fiilen ödenmiş karbon fiyatının düşülebilmesi için bu fiyatın gömülü emisyonlarla ilişkilendirilebilir, belgelenebilir ve doğrulanabilir olması gerekmektedir. Komisyon, karbon fiyatlandırma kuralları bulunan üçüncü ülkeler için varsayılan karbon fiyatı referansları belirleyebilecek ve bunları CBAM kayıt sistemi üzerinden erişilebilir hale getirebilecektir.
Bu nokta, Türkiye’de yeşil finans ve karbon piyasası altyapısı tartışmalarıyla doğrudan bağlantılıdır. Karbon verisi yalnızca raporlama unsuru olarak değil, finansal karşılığı olan bir ticaret değişkeni olarak çalışmaya başlamaktadır. Türkiye ETS’si, sanayinin AB pazarındaki karbon maliyetini azaltmasa bile, bu maliyetin yönetileceği yer ve finansman mantığını değiştirebilir.
CBAM’ın mali uygulaması, AB ETS’deki ücretsiz tahsisatların aşamalı olarak kaldırılmasıyla birlikte ilerlemektedir. Bu nedenle bugünkü CBAM yükü, nihai dönemin tam etkisini yansıtmayabilir. Gömülü emisyonların ödenebilir payı 2026’da %2,5 seviyesinden başlayarak 2034’te %100’e çıkacaktır. Bu takvim, CBAM maliyetinin yıllar içinde daha belirgin hale geleceğini göstermektedir.
Bu çerçevede 75 euro bandındaki sertifika fiyatı, yalnızca bugünün fiyat işareti olarak değil, önümüzdeki yıllarda artabilecek mali baskının referans noktası olarak değerlendirilmelidir. Şirketler için temel soru artık “CBAM gelecek mi?” değil, “karbon yoğunluğumuz bu fiyat bandında ve daha sıkılaşan dönemde rekabetçiliğimizi nasıl etkiler?” sorusu olacaktır.
CBAM fiyatının düzenli yayımlanması, ihracat sözleşmelerinde karbon maliyeti maddelerini de gündeme getirebilir. Ürün fiyatı, teslim şekli ve kur riski yanında karbon verisinin doğruluğu, varsayılan değer kullanımı, doğrulama maliyeti ve olası CBAM yükünün paylaşımı daha fazla tartışılacaktır. Bu, özellikle uzun vadeli tedarik anlaşmalarında yeni bir pazarlık alanı yaratabilir.
Bu nedenle Türkiye’deki şirketler CBAM’ı yalnızca uyum maliyeti olarak değil, ticari pozisyonlama meselesi olarak da ele almalıdır. Düşük karbon yoğunluğu ve doğrulanabilir veri, AB müşterisi karşısında fiyat dışı bir rekabet unsuru haline dönüşebilir. Tersine, veri eksikliği veya yüksek emisyon yoğunluğu, aynı pazarda görünmeyen bir iskonto baskısı yaratabilir.
CBAM sertifika fiyatının 75,28 euro olarak açıklanması, Türkiye’de yeşil finans gündemiyle de doğrudan kesişiyor. Çünkü karbon verisi artık yalnızca sürdürülebilirlik raporlarında yer alan çevresel bir gösterge değil; kredi değerlendirmesi, ihracat finansmanı, sigorta, tedarik zinciri skoru ve müşteri riski açısından finansal veri niteliği kazanıyor.
Yeşil dönüşüm yatırımlarının finansmana erişebilmesi için şirketlerin yalnızca “daha az emisyon” hedefi açıklaması yeterli olmayacak. Bu hedeflerin ürün, tesis ve tedarik zinciri düzeyinde ölçülebilir hale gelmesi gerekecek. CBAM fiyatı bu açıdan somut bir piyasa sinyali veriyor: Karbon yoğunluğu artık çevresel bir dışsallık değil, AB pazarında fiyatlanabilir bir maliyet kalemi.
İlk iki çeyrekte 75 euro bandında oluşan CBAM fiyatı, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, düşük karbonlu hammadde, proses elektrifikasyonu, atık ısı kullanımı, emisyon izleme sistemleri ve doğrulama altyapısı gibi alanlardaki yatırımları daha hesaplanabilir hale getiriyor. Bu yatırımlar yalnızca çevre performansı için değil, ihracat maliyeti ve müşteri güveni için de önem kazanıyor.
Bu soru, Türkiye sanayisi için savunmacı bir uyum dosyası olmaktan daha fazlasını ifade ediyor. Doğru yönetildiğinde CBAM, ihracatçı şirketlerin üretim verisini iyileştirmesi, enerji maliyetini düşürmesi, yeşil finansmana erişimini güçlendirmesi ve AB pazarında daha güçlü bir tedarikçi profili çizmesi için bir kaldıraç olabilir.
Avrupa Komisyonu’nun ikinci çeyrek fiyatını 75,28 euro olarak açıklaması, CBAM’ın uygulama döneminde düzenli ve takip edilebilir bir fiyat göstergesine dönüştüğünü göstermektedir. İlk çeyrekle ikinci çeyrek arasındaki sınırlı fark, piyasa açısından dramatik bir hareket yaratmasa da, şirketler için daha önemli bir gerçeği görünür kılıyor: Karbon maliyeti AB ithalatında artık takvime bağlanmış durumdadır.
Bu nedenle Türkiye ihracatçısı için doğru hazırlık, fiyatın birkaç euro aşağı ya da yukarı hareket etmesini beklemek değil; ürün bazlı emisyon verisini doğrulanabilir hale getirmek, AB müşterileriyle veri akışını kurmak, sektöre göre doğrudan ve dolaylı emisyon kapsamını doğru ayırmak ve karbon maliyetini finansal planlama içine almak olmalıdır. CBAM fiyatı 75 euro bandında seyrederken, rekabetin yeni zemini giderek netleşiyor: daha temiz üretim, daha doğru veri ve daha güçlü yeşil finansman.
CBAM sertifika fiyatının 75,28 euro olarak açıklanması, Türkiye ihracatçısı için daha hızlı karbon verisi hazırlığını mı yoksa daha güçlü bir Türkiye ETS ihtiyacını mı öne çıkarıyor?
Kaynak: Avrupa Komisyonu CBAM sertifika fiyatı sayfası, Avrupa Komisyonu CBAM iletişim ve SSS materyalleri, CBAM sektör bilgilendirmeleri ve ilgili AB uygulama ve yürütme tüzükleri.




