COP31 Öncesi İş Dünyası Hazırlıkları: Enerji Dönüşümü Vurgusu

COP31 öncesinde iş dünyasının iklim dönüşümündeki hazırlıkları ve enerji dönüşümüne odaklanması ele alındı.

Türkiye, bu yıl BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapacak. Bu önemli etkinlik, iklim ve sürdürülebilirlik alanında Türkiye’nin dönüşüm kapasitesini küresel ölçekte sergileyeceği bir platform olacak. 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek COP31, ülkelerin iklim hedeflerini tartışmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye iş dünyasının dönüşüm kapasitesini ve yatırım hazırlığını da gözler önüne serecek.

İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), bu süreçte iş dünyasının iklim değişikliği konusundaki hazırlık seviyesini değerlendirmek amacıyla 109 kurumsal üyesiyle kapsamlı bir anket gerçekleştirdi. “SKD Türkiye COP31 Öncesi Üye Anketi”, Türkiye’deki şirketlerin iklim ve sürdürülebilirlik alanındaki olgunluk seviyelerini, karşılaştıkları zorlukları ve ihtiyaçlarını analiz ederek hazırlık sürecine ışık tutuyor.

Ana Odak Enerji Dönüşümü

Araştırma sonuçları, şirketlerin sürdürülebilirlik ve iklim konularını iş stratejilerinin merkezine yerleştirdiğini ortaya koyuyor. Ancak, bu aşamadan sonraki süreçte KPI, veri altyapısı ve finansman entegrasyonunun hızlandırılması gerektiği vurgulanıyor. Şirketlerin %69’u, sürdürülebilirlik ve iklim konularını Yönetim Kurulu veya ilgili komiteler düzeyinde ele alıyor. Bu durum, sürdürülebilirliğin sadece operasyonel bir konu olmanın ötesine geçerek, stratejik bir yönetişim meselesi haline geldiğini gösteriyor.

Şirketlerin %85’i enerji ve iklim dönüşümünü önceliklendirmiş durumda. Döngüsellik, su yönetimi ve biyoçeşitlilik gibi konular ise ikinci öncelik gruplarını oluşturuyor. Ancak, Kapsam 3 emisyonlarıyla ilgili iş birliklerinin sınırlı olması, şirketlerin değer zincirindeki dönüşümün henüz erken aşamada olduğunu gözler önüne seriyor.

Dönüşüm sürecinin önündeki en büyük engeller arasında finansman (%47), regülasyon belirsizliği (%28) ve veri eksikliği (%12) yer alıyor. Özellikle finansmanın en büyük engel olarak tanımlanması, sürdürülebilirlik hedeflerinin yatırım araçlarıyla yeterince entegre edilmediğini gösteriyor. Şirketlerin %72’si net sıfır, karbon nötr ya da emisyon azaltım hedeflerine sahipken, sürdürülebilirlik bütçesi olan şirket oranı %33’te kalıyor. Bu durum, güçlü niyet ile yatırım kapasitesi arasında dikkatle yönetilmesi gereken bir fark olduğunu ortaya koyuyor.

SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, araştırma sonuçlarını değerlendirerek, COP31’in Türkiye için tarihi bir fırsat olduğunu belirtti. Günsel, iş dünyasının bu süreci üst yönetim düzeyinde sahiplendiğini ifade ederek, bu niyetin daha ölçülebilir hedeflere ve somut yatırımlara dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, COP31 sürecinde üyelerin paylaştığı iyi uygulama örneklerinin, Türkiye’nin dönüşüm kapasitesini kanıtlamak için önemli bir rol oynayacağını belirtti.

COP31’e Giden Yolda Stratejik Öncelikler

SKD Türkiye’nin anketi, iş dünyasının ölçüm ve entegrasyon süreçlerine geçişini destekleyecek stratejik öncelikleri de ortaya koydu. Bu öncelikler arasında sürdürülebilirlik KPI’larının izlenmesi, yeşil finansmanın entegrasyonu, veri ve dijitalleşme ile risk yönetimi, enerji ötesi temalarda derinleşme ve değer zinciri boyunca iş birliklerinin güçlendirilmesi yer alıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu