Demiryolu taşımacılığı Türkiye’de pay kaybediyor

Dünyada payını artıran demiryolu taşımacılığı, Türkiye’nin ihracatında geriledi. İlk 8 ayda demiryolunun payı yüzde 0,71’e düştü.

Çevreci ulaşım seçenekleri arasında öne çıkan demiryolu taşımacılığı, dünya genelinde daha fazla kullanılırken Türkiye’de beklenen yükselişi gösteremiyor. Altyapı yatırımlarındaki artışa rağmen özel sektörün lokomotif ve vagon yatırımlarını yeterince büyütememesi, kapasite artışının taşıma rakamlarına yansımasını engelliyor.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, beş yıl önce demiryolunun toplam yük taşımacılığındaki payını 2029’a kadar yüzde 10’a, 2035’te ise yüzde 20’ye çıkarma hedefi açıklamıştı. Ancak geçen sürede demiryolunun toplam taşımacılıktaki payı yüzde 1’in üzerine çıkamadı. Küresel iklim krizinin etkisiyle çevre dostu ulaşım modellerine yönelim artarken, Türkiye’deki göstergeler ters yönde ilerledi.

TÜİK verilerine göre, yılın ilk 8 ayında gerçekleştirilen 161 milyar 539 milyon dolarlık ihracat taşımasının 1 milyar 143 milyon dolarlık bölümü demiryoluyla yapıldı. Böylece demiryolu taşımacılığının ihracat içindeki payı yüzde 0,71 olarak kaydedildi.

Geçen yılın aynı döneminde 156 milyar 264 milyon dolarlık ihracat taşımasında demiryolunun payı yüzde 0,73’tü. Demiryoluyla taşınan ihracatın değeri büyük ölçüde korunmasına rağmen toplam ihracat içindeki oranı düştü. Karayolunun payı ise yüzde 31,46’dan yüzde 32,12’ye yükseldi. Deniz ve hava taşımacılığının payları gerilerken, oranını artıran başlıca taşıma yöntemi karayolu oldu.

Yeni programda demiryoluna öncelik

2027-2029 dönemini kapsayan yeni Orta Vadeli Program, demiryolu taşımacılığının yükler içindeki payını ve intermodal kapasiteyi artırmayı hedefliyor. Program kapsamında sanayi bölgeleri, üretim merkezleri, lojistik merkezler, limanlar ve sınır kapılarının demiryolu ağıyla bağlantısının güçlendirilmesi planlanıyor.

Demiryolu yatırımlarına ayrılan kaynağın yüzde 49 artırılması, iltisak hatlarının geliştirilmesi ve önemli ulaşım koridorlarının kapasitesinin yükseltilmesi öngörülüyor. Orta Koridor, Kalkınma Yolu, Bakü-Tiflis-Kars hattı ile Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu ve Zengezur bağlantıları da programda yer alan başlıklar arasında bulunuyor. İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi ve Hicaz Demiryolu projeleri de ulaşım ve koridor politikaları çerçevesinde değerlendiriliyor.

Sektör temsilcileri ise yalnızca altyapıya yatırım yapılmasının yeterli olmayacağı görüşünde. Yeni hatların ve koridorların etkin biçimde kullanılabilmesi için lokomotif ve vagon filosunun da güçlendirilmesi gerekiyor. Raylı sistemlerde uzun vadeli sipariş ve tedarik modelinin yaygınlaştırılması bu nedenle önem taşıyor.

Filo yatırımları finansman engeline takılıyor

Sektör yetkililerine göre Orta Vadeli Program, demiryolu için güçlü bir politika iradesi ortaya koysa da temel ihtiyaçların tamamına doğrudan yanıt vermiyor. Türkiye’de ana hat lokomotiflerinin önemli bir bölümünün 30 yaşın üzerinde olduğu belirtilirken, vagon filosunda da yaşlı araçlar, sınırlı ürün çeşitliliği ve intermodal taşımaya uygun ekipman eksikliği bulunuyor.

Özel şirketlerin lokomotif ve vagon yatırımlarını artırmasının önündeki en önemli engellerden biri finansman koşulları. Sektör, demiryolu yük taşımacılığının stratejik sektör olarak tanımlanmasını, araç yatırımlarına uzun vadeli ve uygun maliyetli Türk lirası finansmanı sağlanmasını ve özel işletmelerin eşit rekabet şartlarında büyümesini talep ediyor.

Programda Türk lirası cinsinden yatırım araçlarının teşvik edilmesi, yatırım ve ihracat faaliyetlerinde finansman koşullarının iyileştirilmesi ve sürdürülebilir yatırımların finansmana erişiminin güçlendirilmesi hedefleniyor. Ancak demiryolu taşımacılığı ya da lokomotif yatırımları için özel bir finansman mekanizması açıklanmıyor.

Raylı sistemler sanayi politikaları kapsamında öncelikli alanlar arasında gösterilse de demiryolu yük taşımacılığı ve tren işletmeciliği açıkça stratejik sektör olarak tanımlanmıyor. Sektör temsilcileri, yatırım hedeflerinin gerçekleşmesi için altyapının yanı sıra çekiş gücü, araç filosu, finansman ve rekabet düzenlemelerinin de birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Kaynak: Aysel YÜCEL – DÜNYA Gazetesi

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu