Yapı Merkezi, İş Dünyasında Ev İçi Şiddete Karşı Projeye Katıldı
Yapı Merkezi, ev içi şiddet riskini kurumsal yönetişim çerçevesine dahil ederek BADV projesine katıldığını duyurdu.
Ev içi şiddet, iş gücü verimliliğini ve kurumsal dayanıklılığı etkileyen, genellikle göz ardı edilen bir risk alanı olarak dikkat çekiyor. Bu bağlamda, Yapı Merkezi, çalışan güvenliği ve sürdürülebilirlik konularını daha geniş bir çerçevede ele alarak, bu sorunu kurumsal yönetişim anlayışına dahil etti.
Uluslararası mühendislik ve taahhüt alanında faaliyet gösteren Yapı Merkezi, Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından yürütülen ve UNFPA ile Sabancı Vakfı’nın desteklediği İş Dünyası Ev İçi Şiddete Karşı (BADV) Projesi’ne katıldığını duyurdu. Bu adım, şirketin sosyal etki anlayışının ötesine geçerek insan sermayesini etkileyen yapısal riskleri daha sistematik bir şekilde ele alma kararlılığını gösteriyor.
İş dünyasında giderek daha fazla kabul gören bir gerçek, kurumların en güçlü olduğu alanlar kadar, en kırılgan oldukları noktalar kadar dayanıklı olduğudur. Ev içi şiddet, bu kırılganlıkların çoğu zaman görünmeyen ancak etkileri derin olan bir örneğini oluşturuyor. Çalışanların güvenliği ve psikolojik esenliği zayıfladığında, bu durum organizasyonun genelinde — verimlilikten bağlılığa kadar — sessiz ama kalıcı bir etki yaratıyor.
BADV projesi kapsamında elde edilen veriler, bu etkinin boyutunu gözler önüne seriyor. Şu ana kadar 138 şirketin projeye katılması, konunun iş dünyasında çevresel veya sosyal bir başlık olmanın ötesinde, doğrudan yönetilmesi gereken bir risk alanı olarak ele alındığını gösteriyor.
Kurumsal dayanıklılığın sınırları
Yapı Merkezi, BADV projesi çerçevesinde “Ev İçi Şiddete Yönelik İşyeri Politikası” geliştirmeyi ve bu politikayı uygulamaya koymayı taahhüt ederek, çalışan refahını insan kaynakları uygulamalarının ötesine taşıyor. Bu yaklaşım, şirketin Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri (WEPs) imzacısı olarak benimsediği daha geniş çerçevenin bir uzantısı niteliğinde. Yapı Merkezi, toplumsal cinsiyet eşitliğini yalnızca bir sosyal sorumluluk olarak değil, aynı zamanda ölçülebilir, izlenebilir ve yönetişime entegre edilmiş bir performans alanı olarak değerlendiriyor.
BADV projesi, bu stratejik yaklaşımı operasyonel düzeye taşıyarak, şirketlerin bir yıl içinde ev içi şiddetle ilgili işyeri politikası geliştirmesini, eğitim süreçlerini tamamlamasını ve politikanın uygulamaya geçmesini öngören yapılandırılmış bir çerçeve sunuyor.
Yapı Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Başar Arıoğlu:
“Şirketler için mesele artık yalnızca büyümek değil, kırılganlıklarını ne ölçüde tanımlayıp yönettikleridir. Çünkü gerçek giderek netleşiyor: En güçlü bilançolar bile en zayıf halkadan kırılabilir.”
Arıoğlu, konuya kurumsal risk perspektifinden yaklaşarak, “Ev içi şiddet, yalnızca bireyleri değil; aynı zamanda kurumların sürdürülebilirliğini, iş gücünün devamlılığını ve toplumsal refahı doğrudan etkileyen kritik bir risk alanıdır. Bu gerçeği görmezden gelmek, kurumlar açısından uzun vadeli ve derin etkiler yaratabilecek bir zafiyettir.” dedi.
Yapı Merkezi, toplumsal cinsiyet eşitliğini ve çalışanlarının güvenliğini, kurumsal yönetişim anlayışının ayrılmaz bir parçası olarak görmekte. BADV projesine katılımları ve hayata geçirdikleri politikalar ile yalnızca bir taahhütte bulunmuyor; aynı zamanda ölçülebilir, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir dönüşüm sürecini benimsemektedirler.
Ev içi şiddet gibi genellikle şirket sınırlarının dışında kabul edilen risklerin, artık kurumsal performans ve dayanıklılık tartışmalarının merkezine yerleştiği bir dönemde, Yapı Merkezi’nin yaklaşımı daha geniş bir dönüşümün parçası olarak değerlendirilmektedir.
ESG gündemi ile artan kesişim
Kurumsal yatırımcıların çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterlerine artan ilgisi, şirketlerin yalnızca finansal performansını değil, insan sermayesini nasıl yönettiğini de daha görünür hale getiriyor. Bu bağlamda ev içi şiddet, bilanço dışı ancak stratejik öneme sahip bir risk alanı olarak öne çıkıyor.
2016-2025 döneminde farklı sektörlerden birçok büyük ölçekli şirketin BADV projesine katılması, bu alandaki dönüşümün hız kazandığını gösterirken, Yapı Merkezi’nin katılımı, bu yaklaşımın büyük ölçekli sanayi ve altyapı şirketleri arasında da yaygınlaştığını ortaya koyuyor.




