G7 Ülkeleri, Çin’in Kritik Mineral Tekeline Karşı Birleşti
G7 ülkeleri, kritik minerallerde Çin’in etkisini azaltmak için yeni bir stratejik ittifak kurdu.
SOSYAL MEDYADA BİZE-BÜLTEN
G7 ülkeleri, savunma sanayisinden elektrikli araçlara, temiz enerjiden yapay zekâ teknolojilerine kadar birçok stratejik sektörde ihtiyaç duyulan kritik minerallerin tedarikinde Çin’in hâkimiyetini kırmak amacıyla yeni bir ittifak oluşturdu. Fransa’nın Evian kentinde gerçekleştirilen G7 Zirvesi’nde kabul edilen deklarasyonda, bu minerallerin değer zincirlerinin çeşitlendirilmesi için madencilik, işleme, rafinaj ve sanayi kapasitelerinin ortak ülkelerle birlikte geliştirilmesi taahhüt edildi.
Deklarasyonda Çin’in adı açıkça geçmese de, kritik minerallerde arzın yüksek derecede yoğunlaşmış olmasından kaynaklanan endişeler dile getirildi. G7 ülkeleri, piyasa dışı uygulamalar, ekonomik baskılar, keyfi ihracat kısıtlamaları ve misilleme niteliğindeki tedbirlerin ekonomik güvenliği tehdit ettiğini vurguladı.
Çin Rafinajda Üstün Konumda
Kritik mineraller, modern ekonominin en önemli hammadde kaynakları arasında yer alıyor. Savunma sistemleri, elektrikli araç bataryaları, rüzgâr türbinleri, veri merkezleri ve temiz enerji altyapıları bu minerallere ihtiyaç duymakta. Ancak tedarik zincirinin büyük bir kısmı Çin’in kontrolünde bulunuyor.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın verilerine göre, Çin, incelenen 20 kritik mineralin 19’unda rafinaj kapasitesinde baskın bir konumda. Pekin’in bu alandaki ortalama pazar payı yaklaşık yüzde 70 seviyelerinde. Nadir toprak elementleri konusunda ise durum daha da çarpıcı: Çin, geçen yıl madencilikte yüzde 59, rafinajda yüzde 91 ve mıknatıs üretiminde yüzde 94’lük bir paya sahipti.
Bu durum, Batılı ülkeler için yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda güvenlik riski olarak değerlendiriliyor. Nadir toprak mıknatısları, otomobillerden rüzgâr türbinlerine, endüstriyel motorlardan savunma sistemlerine kadar birçok kritik teknolojide kullanılmakta.
Stoklama ve Ortak Yatırım Planı
G7’nin yeni planı, kritik minerallerde alternatif tedarik zincirleri oluşturmayı hedefliyor. Bu kapsamda ülkeler, madencilikten işleme tesislerine, rafinajdan stratejik stoklamaya kadar çeşitli alanlarda koordineli yatırımlar gerçekleştirecek. Ayrıca, arz-talep dengesinde bir stres oluşması veya tedarik kesintisi yaşanması durumunda, G7 üyeleri ve benzer görüşteki ülkeler arasında veri ve erken uyarı paylaşımı yapılacak.
Batılı ülkeler, Çin’in yalnızca üretim ve rafinajdaki gücünden değil, aynı zamanda fiyatlama üzerindeki etkisinden de kaygı duyuyor. ABD ve müttefiklerinin, nadir toprak elementleri piyasasını Çin kaynaklı manipülasyonlara karşı korumak amacıyla taban fiyat mekanizması üzerinde çalıştığı ifade ediliyor.
Pekin’in İhracat Kozu
Son yıllarda, Çin kritik minerallerdeki hâkimiyetini ihracat kontrolleri ile güçlendirdi. Korumasız ve giderek kutuplaşan küresel ticaret ortamında, Pekin’in bu ürünleri bir baskı aracı olarak kullanabileceği endişesi Batı başkentlerinde artış gösteriyor.
ABD Kongresi’nin Çin Komünist Partisi’ne ilişkin seçici komitesinin değerlendirmesine göre, Pekin, kritik mineral piyasalarını yalnızca ticari ürünler olarak değil, aynı zamanda jeostratejik araçlar olarak görmekte. Bu nedenle G7’nin yeni ittifakı, Çin’e bağımlılığı azaltma çabasının yanı sıra ekonomik güvenlik mücadelesi olarak da değerlendiriliyor.
Ancak, Çin’in yıllar içinde kurduğu madencilik, rafinaj ve üretim zincirini kısa sürede dengelemek pek mümkün görünmüyor. Batı’nın yeni stratejisinin başarılı olabilmesi için yüksek finansman, uzun vadeli sanayi politikası ve müttefik ülkeler arasında güçlü bir koordinasyon gerekecek.




