Sim Atlı ile SIM and ROZ: Mücevherin Derin Anlamı

Sim Atlı, SIM and ROZ markasının yaratım sürecini ve mücevherin anlamını paylaşıyor.

Mücevher, estetik bir obje olmanın ötesinde, tasarımcısının bakış açısını, ilhamını ve yaşam yolculuğunu yansıtan zamansız bir anlatıdır. Bu düşünce, SIM and ROZ’un kurucusu ve kreatif direktörü Sim Atlı ile yapılan röportajda daha da belirginleşiyor. Atlı, markasının doğuşunu, ilham kaynaklarını, tasarım felsefesini ve günümüzde mücevherin nasıl bir anlam kazandığını aktarıyor.

Sim Atlı, çocukluğundan beri çizim yapma ve üretim süreçlerine ilgi duyduğunu belirtiyor. Milano’da moda tasarımı eğitimi aldıktan sonra beş yıl boyunca moda sektöründe çalışarak, tasarımın yanı sıra koleksiyon oluşturma ve marka dili geliştirme konularında deneyim kazanmış. Bugün, SIM and ROZ’un her aşamasında aktif olarak yer aldığını ifade eden Atlı, kendisini merak eden ve tasarım yoluyla hikayesini anlatmaya çalışan biri olarak tanımlıyor.

Atlı, mücevher tasarımına yönelmesinin dönüm noktasını ise moda sektöründeki deneyimlerine bağlıyor. Zamanla daha kalıcı ve kişisel parçalar üretme arzusunun, onu mücevher tasarımına yönlendirdiğini dile getiriyor. Annemin atölyesinde büyümesi sayesinde taşlar ve metallere aşina olduğunu belirten Atlı, 2018 yılında SIM and ROZ’u kurarak içindeki ilgiyi kendi tasarım diliyle birleştirdiğini söylüyor. İlk günden itibaren amacının, sadece estetik açıdan güzel görünen değil, aynı zamanda taşıyan kişinin hayatına ve hikâyesine dahil olabilecek mücevherler tasarlamak olduğunu vurguluyor.

“Annemden öğrendiğim en değerli şey, ilhamın yalnızca tasarım dünyasından gelmediği oldu. İlgi duyduğumuz alanları, gördüğümüz detayları ve bizi etkileyen fikirleri tasarımların ruhuna yansıtmanın önemini ondan öğrendim.”

Sim Atlı, annesinin mücevher tasarımcısı olmasının kendi tasarım anlayışını nasıl etkilediğini de paylaşıyor. Anneden öğrendiği bilgilerle mücevherin sadece son ürün olmadığını, tasarımın her aşamasının önemli olduğunu kavradığını belirtiyor. Bu yaklaşımın, onun koleksiyonlarını oluştururken yalnızca estetikten değil, yaşadıklarından ve farklı disiplinlerden beslenmesini sağladığını ifade ediyor.

Koleksiyonlarını hazırlarken ilham kaynakları arasında evren, insanın içsel yolculuğu ve yaşadığı dönüşümler yer alıyor. Atlı, bu deneyimlerin birbirleriyle bağlantılı olduğuna inanıyor ve ilham aldığı kavramları akışkan, asimetrik ve modern formlara dönüştürmeyi tercih ediyor. Renkli değerli taşların her tasarımın duygusunu güçlendiren önemli bir unsur olduğunu vurguluyor.

“Odyssey, hem anlatısı hem de tasarım dili açısından kendimi en yakın hissettiğim koleksiyonlardan biri.”

Atlı, bugüne kadar en özel anlam taşıyan koleksiyonunun Odyssey olduğunu belirtiyor. Bu koleksiyonun, hayatın farklı yollarını ve biriktirilen değerli anları anlattığını ifade ediyor. Tasarım sürecinin kişisel ve duygusal bir deneyim olduğunu dile getiriyor. Yüzüklerin kendisi için özel bir mücevher olduğunu, çünkü sürekli görülebilen ve günlük hayata doğal bir şekilde eşlik eden parçalar olduğunu vurguluyor.

“Mücevherin geleceğinde kişisel bağın, özgün tasarımın ve uzun ömürlü kullanımın daha da önemli hale geleceğini düşünüyorum.”

Sim Atlı, lüks anlayışının yeniden tanımlandığı günümüzde mücevherin gelecekteki rolünü de değerlendiriyor. Lüksün artık sadece fiyat veya gösterişle tanımlanmadığını, insanların ne satın aldıklarını ve bunun kendileri için ne ifade ettiğini daha fazla önemsediklerini belirtiyor. Mücevherin, hızlı tüketilen bir moda ürünü olmaktan ziyade, yıllar boyunca taşınan ve farklı dönemlerde yeniden anlamlandırılan bir parça olması gerektiğine inanıyor. Gelecekte insanların daha az sayıda ama kendileriyle daha güçlü bağ kurdukları mücevherleri tercih edeceğini öngörüyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu