Polietilen Krizi: Savaşın Etkileri Sektörü Sarsıyor
Orta Doğu’daki savaş, polietilen ve petrokimyasal ürünlerde ciddi bir tedarik krizi yarattı. Sektör temsilcileri kayıpları artıran durumdan endişeli.
AYSEL YÜCEL
Türkiye’nin en büyük petrol ve petrokimyasal ürün tedarikçisi olan Orta Doğu’daki savaş, yeni bir hammadde krizine yol açtı. Polietilen başta olmak üzere polimer ham maddelerinde ciddi bir tedarik sıkışıklığı yaşanıyor. Sektör temsilcileri, fiyatların kısa sürede yüzde 20’lerden yüzde 40’lara fırladığını, sipariş iptallerinin başladığını ve birçok üreticinin “mücbir sebep” ilan ettiğini belirtiyor. Uzmanlar, bu krizin yalnızca plastik sektörünü değil, tekstil, gıda ambalajı, otomotiv, elektronik ve beyaz eşya gibi birçok üretim alanını etkileyebileceğini vurguluyor. Türkiye’nin en büyük hammadde kaynağının Orta Doğu olması, durumu daha da kritik hale getiriyor.
Ekonomi gazetelerinde yer alan haberlere göre, savaşın küresel hammadde piyasalarında yarattığı sarsıntı giderek büyüyor. Sanayiciler, maliyet artışlarının ana nedeninin polietilen arzındaki sıkıntı olduğunu ifade ediyor. Petrokimyasal hammaddelerdeki tedarik krizi her geçen gün derinleşiyor. Polipropilen (PP) ve polietilen (PE) gibi temel plastik hammaddelerinin fiyatları, mart ayındaki açıklamalardan bu yana önemli artışlar gösterdi. Bazı tedarikçiler, aynı hafta içinde fiyatlarını birkaç kez artırırken, bazıları ise tekliflerini geri çekerek uluslararası pazarlara sunmadan önce beklemeyi tercih ediyor. Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) merkezli büyük bir PE üreticisi, bitiş tarihi belirtmeden “mücbir sebep” ilan ederek sevkiyatlarını askıya aldı.
Piyasa, mart 2026 itibarıyla yapısal arz fazlasından “panik kaynaklı kıtlık” aşamasına geçmiş durumda. Basra Körfezi’ndeki birçok devlet destekli petrokimya üreticisi, lojistik ve sigorta sorunları nedeniyle uzun vadeli sözleşmelerde “mücbir sebep” ilan ederek sevkiyatları durdurdu. Japonya merkezli büyük kimya şirketleri Mitsubishi Chemical ve Mitsui Chemicals, Orta Doğu’dan gelen hammadde akışındaki sorunlar nedeniyle bazı tesislerde etilen üretimini azaltmak zorunda kaldı.
Lojistik alanında da ciddi aksaklıklar yaşanıyor. Dammam ve Cebel Ali gibi doğu kıyısındaki limanlardan Körfez İşbirliği Konseyi dışına yapılan sevkiyatların bir kısmı Umman’daki Sohar ve Salalah limanlarına ya da batı kıyısındaki Cidde limanına yönlendiriliyor. Bu durum, teslim sürelerini uzatırken maliyetleri de artırıyor. Tedarikçilere göre, üretim tesislerinden bu limanlara yapılan iç kara taşımacılığı bile toplam nakliye maliyetine ton başına 50 ila 100 dolar arasında ek yük getiriyor.
Bölgedeki arzın daralması, ihracat piyasalarını da olumsuz etkiliyor. Geçtiğimiz hafta GCC merkezli büyük üreticilerden yalnızca ikisi Pakistan’a PP ve PE teklifinde bulunurken, birçok tedarikçinin pazardan tamamen çekildiği ifade ediliyor. İhracat fiyatlarındaki artış, mart ayının başından bu yana Hindistan ve Pakistan gibi pazarlarda PP ve PE türlerinin fiyatlarının ton başına 200 doların üzerine çıkmasına yol açtı. Bu seviyeler, Ukrayna’daki savaşın başladığı 2022 yılından bu yana görülmemiş düzeyler olarak dikkat çekiyor. Hammadde krizinin ne kadar süreceğinin belirsiz olması, sanayicileri zor bir karar süreciyle karşı karşıya bırakıyor. Belirsizlik ortamının üretim planlarını zorlaştırdığına dikkat çeken sektör temsilcileri, krizin uzaması halinde plastikten gıdaya kadar geniş bir üretim zincirinde maliyet baskısının artacağı uyarısında bulunuyor.
Sektör temsilcileri, yaşanan durumun pandemide otomotiv sektörünü sarsan çip krizine benzer bir tablo yaratabileceğini belirtiyor. O dönemde yarı iletken üretimindeki aksama nedeniyle birçok otomotiv fabrikası üretimi durdurmak zorunda kalmıştı. Bugün ise plastik ve polimer hammaddelerindeki sıkışıklığın benzer bir etki yaratma riski bulunuyor.
Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu, yaşanan sorunun etkilerinin çok geniş olacağına dikkat çekti. Eroğlu, plastik hammaddelerinin artık neredeyse bütün sektörlerin temel girdisi haline geldiğini belirterek, “Alternatifi çok az olan bir ürün grubundan bahsediyoruz. Çünkü petrol ve petrokimyasal ürünlerin Türkiye’deki en büyük tedarikçisi Orta Doğu. Dolayısıyla bu sorun Türkiye’de bütün değer zincirine yansıyacak” dedi. Plastik kullanımının artık sadece ambalajla sınırlı olmadığını vurgulayan Eroğlu, üretim zincirinin hemen her halkasında plastik bulunduğunu söyledi. “Bugün tekstilin ipliği bile plastikten yapılıyor. Ambalajı etkiler, ambalaj gıdayı etkiler. Otomotivde araçların içinde ciddi miktarda plastik var. Elektronik eşyalar, beyaz eşya… Plastik sektörü bütün bu sektörlere girdi sağladığı için yaşanan sıkıntı hepsini otomatik olarak etkiliyor.” Eroğlu, krizin temelinde bölgedeki jeopolitik gerilim olduğunu belirterek, “Umalım ki savaş bir an önce sona ersin. Dünya da sektör de biraz nefes alsın” dedi.
Eroğlu, “Şu anda ileriye dönük kimse yeni mal teklifi veremiyor. Talep arzla buluşamıyor. Tedarik sıkıntısı nedeniyle hammaddelerin fiyatı çok ciddi oranda artmaya başladı. Birkaç hafta önce yüzde 20 seviyesinde olan fiyat artışları kısa sürede yüzde 30–40 bandına çıktı. Bugün geldiğimiz noktada öngörü sıfıra inmiş durumda. Çok keskin bir sis var, kimse önünü göremiyor. Hammadde bulunursa fiyatı var ama çoğu zaman mal da yok” diye konuştu. Sektöre göre bu durum kaçınılmaz olarak nihai ürün fiyatlarına yansıyacak.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Üyesi Gökhan Can, hammadde krizinin artık küresel bir boyuta ulaştığını söyledi. Üreticiler için en kritik gelişmenin sipariş iptalleri olduğunu belirten Can, “Hammadde tarafında kriz gerçekten büyüyor. Sadece Türkiye için değil dünya için. Şu anda çok sayıda sipariş iptali başladı” dedi. İthalat yapılan üreticilerin “mücbir sebep” ilan ettiğini belirten Can, “Hammadde ithal ettiğimiz firmalar polimer sevkiyatlarını ‘force majeure’ diyerek iptal etmeye başladı. Bu durum ciddi bir kriz ihtimalini gösteriyor” açıklamasında bulundu.
Türkiye’nin spot bir pazar olduğunu hatırlatan Can, en büyük riskin tedarik süresinde yaşanan gecikme olduğunu söyleyerek, “Bugün savaş bitmiş olsa bile Türkiye’ye ürünün gelişi en az 90 gün sürer” dedi. Normal şartlarda Ortadoğu’dan gelen ürünlerin yaklaşık 60–65 günde Türkiye’ye ulaştığını belirten Can, mevcut koşullarda sürenin daha da uzadığını ifade etti. Can, “Bir yükleme süresi var. Türkiye genelde üçüncü veya dördüncü sırada yer alıyor. Önce daha yüksek fiyat veren pazarlara yükleme yapılıyor. Bu nedenle Türkiye hammadde temininde daha geride kaldı, üretimde ciddi riskler var. Bu süreç uzarsa üretime çok büyük sekte vurur. Alternatif tedarik kaynağımız da çok sınırlı” dedi. Sektörün büyük ölçüde ithalata bağımlı olduğunu vurgulayan Gökhan Can, “Bugün savaş bitmiş olsa bile en az üç aylık bir boşluk var. Üreticilerin planlarını buna göre yapması gerekiyor” diye ekledi.




