Üretim ve İhracat Temelli Büyüme, Ekonomik İstikrar İçin Şart

BASİAD Başkan Yardımcısı Çoban, ekonomik dayanıklılık için üretim ve ihracat temelli büyümenin önemine dikkat çekti.

Babadağlı Sanayici ve İş İnsanları Derneği (BASİAD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Uğur Çoban, Türkiye’nin ekonomik yapısının önemli bir parçası olan üretim kapasitesi ve girişimci ruhun, ülkenin büyüme hedefleri açısından kritik olduğunu belirtti. Çoban, 2025 yılı için öngörülen %3,6’lık büyüme oranının, küresel ekonomik yavaşlama, yüksek faiz oranları ve jeopolitik riskler göz önüne alındığında makul bir hedef olduğunu ifade etti.

Üretim yatırımlarının desteklenmesinin yanı sıra, ihracatçıların rekabet gücünün korunmasının ve katma değerli üretim süreçlerinin önemine vurgu yapan Çoban, Türkiye’nin ekonomik potansiyelinin büyük olduğunu, ancak bu potansiyelin sürdürülebilir bir refaha dönüşmesi için büyümenin üretim, verimlilik ve ihracat odaklı bir yapıda ilerlemesi gerektiğini söyledi.

Büyümenin kaynakları üzerine yapılan tartışmaların önemine değinen Çoban, mevcut verilerin büyümenin bileşenleri hakkında bazı önemli sinyaller verdiğini belirtti. Sanayi büyümesinin %2,9 ile sınırlı kalırken, inşaat sektörünün %10,8 oranında büyüdüğünü, tarım sektörünün ise %8,8 oranında küçüldüğünü kaydetti. Bu durumun, büyümenin daha çok iç talep ve hizmetler ekseninde gerçekleştiğini gösterdiğini belirten Çoban, sanayi büyümesinin sınırlı kalmasının, özellikle ihracata dayalı üretim yapan şehirler için dikkatle ele alınması gereken bir durum olduğunu vurguladı.

İhracatın büyümeye katkısının zayıf kalmasının, büyüme verilerinin bir diğer dikkat çekici yönü olduğunu ifade eden Çoban, 2025 yılında mal ve hizmet ihracatının reel olarak gerileyeceğini, buna karşın ithalatın artış göstereceğini dile getirdi. Bu durumun, net dış talebin büyümeye katkıda bulunmadığını ortaya koyduğunu belirten Çoban, Türkiye gibi üretim kapasitesi yüksek ve genç iş gücüne sahip bir ülke için ihracatın büyümenin en önemli motorlarından biri olduğunu vurguladı. İhracatın büyümeye katkı sağlamadığı bir ekonomik modelin, uzun vadede cari denge üzerinde baskı yaratabileceğini ve finansman ihtiyacını artırabileceğini belirtti.

Denizli gibi üretim ve ihracat odaklı şehirlerde bu gelişmelerin daha yakından hissedildiğini belirten Çoban, tekstil ve hazır giyim sektörlerinin Türkiye’nin küresel ticaretteki önemli alanları olduğunu ve bu sektörlerin yüksek istihdam sağladığını ifade etti. Ancak son dönemde yaşanan küresel talep yavaşlaması, maliyet artışları ve rekabet koşullarının, ihracatçı firmaların faaliyetlerini daha dikkatli yönetmelerini gerektirdiğini söyledi.

Yüksek enflasyon dönemlerinde, döviz gelirlerinin artmaması nedeniyle ihracatçı firmaların maliyetlerinin hızla yükseldiğine dikkat çeken Çoban, bu durumun rekabet gücünü olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Küresel pazarlarda faaliyet gösteren firmalar için maliyet dengesinin kritik bir unsur olduğunu vurgulayan Çoban, Türkiye’nin güçlü yönlerinden biri olan üretim kabiliyeti ve girişimci iş dünyasının, büyümenin sanayi ve ihracat üzerinden desteklenmesi durumunda ekonomik dayanıklılığı artıracağını ifade etti.

Önümüzdeki dönemde öne çıkacak üç önemli başlığı sıralayan Çoban, üretim yatırımlarının desteklenmesi, ihracatçı sektörlerin rekabet koşullarının korunması ve katma değerli üretim konularına dikkat çekti. Makine, teknoloji ve verimlilik yatırımlarına erişilebilir finansman imkânlarının sağlanmasının sanayinin rekabet gücünü artıracağını belirten Çoban, ayrıca Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim gibi güçlü olduğu alanlarda tasarım, teknik tekstiller ve markalaşma gibi konulara yönelmesinin ihracat gelirlerini artıracağını değerlendirdi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu