İklim Riskini Hafife Alan Ekonomik Modeller Gözden Geçirilmeli

Bilim insanları, iklim riskini hafife alan ekonomik modellerin acilen düzeltilmesi gerektiğini vurguladı.

Carbon Tracker tarafından yayımlanan yeni bir rapor, hükümetler, merkez bankaları ve yatırımcıların iklim riskini değerlendirmek için kullandıkları ekonomik modellerin, artan sıcaklıkların yol açacağı sistemik hasarı yeterince dikkate almadığını ortaya koydu.

Carbon Tracker ve Exeter Üniversitesi’nin iş birliğiyle hazırlanan “Recalibrating Climate Risk” başlıklı çalışma, 60’tan fazla iklim uzmanının görüşlerine dayanıyor. Raporda, mevcut ekonomik modellerin, 2°C’ye yaklaşan küresel ısınma senaryosunda meydana gelebilecek zincirleme ekonomik şoklar, eşik etkileri ve sistemik kırılmaları yeterince hesaba katmadığı vurgulanıyor.

Raporun başyazarı Dr. Jesse Abrams, 2°C seviyesinin aşılması durumunda artık “kademeli ekonomik ayarlamalarla yönetilebilecek” bir süreçten bahsedilemeyeceğini belirtiyor. Mevcut modellerin çoğu, iklim hasarlarını ekonomik büyüme üzerinde sınırlı ve doğrusal etkiler olarak varsayıyor. Ancak bilim insanları, gerçek dünya etkilerinin doğrusal olmadığını; birbirini tetikleyen ve bölgesel krizleri küresel finansal istikrarsızlığa dönüştürebilen karmaşık süreçler içerdiğini ifade ediyor.

Raporda, aşırı hava olaylarının (sıcak hava dalgaları, seller, kuraklık) ekonomik hasarının ortalama sıcaklık artışından çok daha belirleyici olduğu, aynı anda birden fazla bölgede yaşanan üretim kayıplarının küresel tedarik zincirlerini sarsabileceği, tarım, enerji, sigorta ve finans sektörlerinde eş zamanlı stres birikiminin yaşanabileceği ve belirsizlik arttıkça modellerin güvenilirliğinin hızla azaldığı gibi riskler de dikkat çekiyor.

Bilim insanları, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYH) iklim kaynaklı gerçek kayıpları ölçmede yetersiz kaldığını vurguluyor. Ölümler, sağlık krizleri, göç, ekosistem kayıpları ve toplumsal istikrarsızlık gibi unsurların ekonomik modellerde yeterince yer bulmadığı ifade ediliyor.

Mark Campanale, hatalı ekonomik varsayımların yatırımcılar ve politika yapıcılar arasında tehlikeli bir rehavet yarattığını belirtiyor. Campanale’ye göre birçok finansal kurum, iklim senaryolarını yalnızca düzenleyici gereklilikleri yerine getirmek için kullanıyor; ancak gerçek riskler bilanço kalemlerine tam olarak yansımıyor. Bu durumun özellikle uzun vadeli yatırımcılar, emeklilik fonları ve kamu maliyesi açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısı yapılıyor.

Rapora destek veren kurumsal yatırım temsilcileri, fiziksel iklim risklerinin küçümsenmesinin finansal analizleri çarpıttığını vurguluyor.

Çalışmada politika yapıcılar ve düzenleyici kurumlar için bazı öneriler sunuluyor. İklim risk analizlerinde tek bir “en olası senaryo” yerine geniş olasılık aralıklarına dayanan ihtiyatlı yaklaşımlar benimsenmeli, finansal stres testleri eş zamanlı ve zincirleme şokları kapsayacak şekilde güncellenmeli ve ekonomik modeller, doğrusal büyüme varsayımı yerine sistemik kırılganlıkları içerecek biçimde yeniden tasarlanmalıdır.

Rapor, kusursuz modellerin geliştirilmesini beklemenin riskli olduğu görüşünde. Bunun yerine, belirsizlik koşullarında daha temkinli ve dayanıklılık odaklı politika çerçevelerinin hızla devreye alınması gerektiği ifade ediliyor. Bilim insanları, küresel ekonominin yaklaşan iklim fırtınasına karşı gerçek riskleri tam olarak görmeden ilerlediğini belirtiyor. Eğer ekonomik “radar” sistemleri güncellenmezse, karar alıcılar tehlikeyi ancak kriz patlak verdiğinde fark edebilir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu