İran Savaşının Uzaması Gelişen Piyasalara Etkisi
İran savaşının uzaması, gelişen piyasalarda ciddi dalgalanmalara yol açtı. Yatırımcılar riskli varlıklardan kaçınıyor.
İran’da devam eden savaş, küresel piyasalarda önemli dalgalanmalara yol açarken, gelişen piyasa varlıkları bu durumdan en fazla etkilenen sınıflar arasında yer alıyor. Son haftalarda gelişen ülke para birimleri ve borsaları, son yılların en büyük düşüşlerinden birini yaşadı. Yatırımcılar, riskli varlıklardan hızla çıkış yaparken, bazı analistler ise güçlü makroekonomik temellerin gelişen piyasaların uzun vadede toparlanmasına yardımcı olabileceğini savunuyor.
Küresel piyasalardaki artan jeopolitik riskler, gelişen ülke varlıklarında sert satışlara neden oldu. MSCI Gelişen Piyasalar Endeksi yaklaşık %7, Gelişen Piyasalar Para Birimi Endeksi ise %1,5 oranında geriledi. Bu iki gösterge, Mart 2020’deki pandemi dönemindeki şoktan bu yana en kötü haftalık performansını sergiledi. Aynı dönemde, gelişen piyasa hisselerine yatırım yapan fonlar da önemli değer kayıpları yaşadı ve bu fonlar, yatırımcıların riskten kaçınması nedeniyle son ayın en zayıf performans gösteren varlık sınıfları arasında yer aldı.
LSEG Lipper verilerine göre, son bir ayda en büyük düşüşleri yaşayan gelişen piyasa fonları arasında Pakistan, Şili, Yunanistan, Kolombiya, Arjantin, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan yer aldı. Bu ülkeler, 518 farklı fon kategorisi arasında en sert kayıpların görüldüğü pazarlar oldu. Bu geri çekilme, yılın ilk aylarında gelişen piyasalarda görülen güçlü yükselişin ardından gerçekleşti. Yıl başında, gelişen piyasalar, ucuz değerlemeler, güçlü büyüme beklentileri ve zayıflayan dolar gibi faktörlerden olumlu etkilenmişti. Ancak İran savaşının yarattığı belirsizlik, bu olumlu eğilimi hızla tersine çevirdi.
Gelişen piyasalara yönelik para akışının da yavaşladığı gözlemleniyor. Haftalık akım verileri, yaklaşık 13 bin gelişen piyasa hisse senedi fonuna giren paranın hızla azaldığını gösteriyor. Bu hafta gelişen piyasalara giren fon miktarı, 5,8 milyar dolar ile son yedi haftanın en düşük seviyesine geriledi. Bu durum, yatırımcıların temkinli davrandığını ve riskli varlıklara olan iştahın azaldığını ortaya koyuyor.
Goldman Sachs, panik satışlarının abartılı olabileceğini belirtiyor. Banka, savaşın yarattığı enerji ve jeopolitik şokun kısa süreli kalması durumunda, şirket kârlılıkları üzerinde kalıcı bir etkinin sınırlı olabileceğini ifade ediyor. Ayrıca, MSCI gelişen piyasalar endeksindeki şirketlerin 2026 yılında hisse başına kazançlarının %25 büyümesini beklemeye devam ettiklerini vurguluyor. Ancak analistler, geçen yıl yaşanan güçlü yükselişin ardından artan değerlemelerin gelişen piyasaları kısa vadeli düzeltmelere karşı kırılgan hale getirdiği uyarısında bulunuyor.
Analistler, özellikle petrol fiyatlarının seyri ve savaşın süresinin gelişen piyasalar için belirleyici olacağını vurguluyor. Banco Bilbao Vizcaya Argentaria stratejisti Alejandro Cuadrado, piyasalarda risk iştahının kısa süreli toparlanma gösterebileceğini, ancak uzayan savaş ve yüksek petrol fiyatları senaryosunda yatırımcıların temkinli olması gerektiğini belirtiyor. RBC Capital Markets stratejisti Luis Estrada, mevcut durumu ‘kasırganın gözünde olmak’ şeklinde tanımlıyor ve Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması durumunda yatırımcıların daha fazla koruma satın almaya başlayacaklarını ifade ediyor.
Yatırımcıların portföylerini yeniden düzenlemeye başladığı ve enerji ithalatçısı ülkelerden çıkış yaparak petrol ihracatçısı ülkelerde pozisyon artırma stratejisi izledikleri görülüyor. Enerji fiyatlarının yükseldiği bir ortamda bu tür değişiklikler hız kazanıyor. Gelişen ülke devlet tahvillerinde de risk algısının arttığı, JPMorgan verilerine göre gelişen ülke tahvillerinin ABD tahvilleri üzerindeki risk priminin 265 baz puana yükseldiği bildiriliyor. Bu seviye, son üç ayın en yüksek noktası olarak kaydedildi. Ancak bazı yatırımcılar, gelişen piyasa ETF’lerine yatırım yapmaya devam ediyor; bu da piyasaların savaşın uzun süreli bir krize dönüşmeyeceğine dair bir beklenti taşıdığını gösteriyor.
Son haftalarda yatırımcıların güvenli liman varlıklara yöneldiği gözlemleniyor. En çok tercih edilen varlıklar arasında ABD doları ve altın öne çıkıyor. Bu eğilim, gelişen piyasa hisselerinde yaklaşık 1 trilyon dolarlık değer kaybına yol açtı. Güney Kore borsası KOSPI endeksi ise tarihi bir düşüş yaşayarak bir ara %20’ye yakın geriledi, ardından kayıplarının bir kısmını telafi etti.
Bazı yatırımcılar, gelişen piyasaların uzun vadede toparlanabileceğini düşünüyor. PGIM portföy yöneticisi Cathy Hepworth, birçok yatırımcının aslında uzun süredir bir düzeltme fırsatı beklediğini ifade ediyor. Son dönemde güçlü performans gösteren gelişen piyasa ülkeleri arasında Suudi Arabistan, Meksika, Türkiye ve Polonya yer alıyor. Bu ülkelerde yerel para cinsi borç piyasalarına güçlü yabancı girişleri görülmüş ve rekor düzeyde tahvil ihraç edilmişti.
Analistlere göre, küresel yatırım dinamiklerinde yaşanan değişim, gelişen piyasaları destekleyebilir. Özellikle Körfez varlık fonları, Asya merkezli yatırımcılar ve gelişen ülkeler arası sermaye hareketleri önem kazanıyor. Bu tür ‘Güney-Güney yatırımları’, Batılı yatırımcıların aksine kriz dönemlerinde piyasadan hızla çıkma eğilimi göstermiyor.
Uzayan İran savaşı, gelişen piyasalar için ciddi riskler yaratıyor. Petrol fiyatlarının seyri, savaşın süresi ve küresel risk iştahı, bu süreçte belirleyici faktörler olacak. Petrol fiyatlarının 100 doların üzerine kalıcı şekilde çıkması, küresel enflasyonu yeniden hızlandırarak gelişen ekonomilerde büyümeyi ciddi biçimde zorlayabilir. Ancak güçlü makro temeller, disiplinli para politikaları ve yeni yatırım akımları, gelişen piyasaların uzun vadede krizi atlatmasına yardımcı olabilir.




