İran’daki Savaş Amerika’nın Planladığı Gibi İlerlemiyor
İran’daki savaş, Amerika’nın beklediği gibi gelişmiyor. Bölgedeki dinamikler ve liderlik mücadelesi üzerine yeni değerlendirmeler.
İsrail ve Amerika’nın üst düzey yetkilileri, İran’daki mevcut yönetimi devirdiğinde, rejim değişikliği talep edenlerin önünün açılacağını düşünmüş olabilir. Ancak bu beklenen durum henüz gerçekleşmedi.
İran’daki çatışmalar, Amerika’nın planladığı gibi ilerlemiyor gibi görünüyor. Amerikalılar, şu an ne yapmaları gerektiğini düşünmeye başladılar. Amerika’nın İran’a yönelik saldırısı, İran’ın nükleer programı ile ilgili müzakerelerin yapıldığı bir dönemde gerçekleşti. Bu durum, savaş hazırlıklarının sürdüğünü ve Amerika’nın her an saldırı yapabileceği ihtimalini gündemde tutuyordu. Saldırının gerçekleştirilmesi, İran liderlerinin önceden bilinen bir yerde toplantı yapacakları bilgisinin sızmasıyla birlikte cazip hale geldi. Toplantının detayları, katılımcıları ve nerede gerçekleştiği hâlâ belirsizliğini koruyor. Ancak, İran’da ciddi bir istihbarat açığı olduğu ve daha önce Mossad’ın başarılı operasyonlarıyla bu durumun kanıtlandığı ortada. Görünen o ki, İran bu açığı kapatmakta henüz başarılı olamamış.
İran’da Gelecek İçin Liderlik Mücadelesi İhtimali
İran’a yönelik saldırı, ilk bakışta amacına ulaşmış gibi görünse de, mevcut lider kadrosunun yanı sıra onların yerine geçmesi beklenen kişilerin de saldırıda hayatını kaybettiği anlaşılıyor. İran hükümeti, saldırıda ölenlerin kimler olduğunu açıklamaya devam ediyor. Saldırının başlarında, hayatını kaybedenler arasında dini gerekçelerle siyasi eylemlere sınırlama getiren Ayetullah Hamaney’in de olduğu bildirildi. İran tarafı, Netanyahu’nun da öldüğünü iddia etse de, bu kısa sürede doğru olmadığı anlaşıldı. İsrail ve Amerika’nın lider kadrosu, İran yönetimini devirdiğinde rejim değişikliği talep edenlerin önünün açılacağını düşünmüş olabilir, ancak bu durum henüz gerçekleşmedi. Mevcut lider kadrosu öldürülmüş olsa da, onların yerine yine rejime sadık başka isimler geçmiş durumda. Elbette, bu durum gelecekte bir liderlik mücadelesinin yaşanabileceği ihtimalini ortadan kaldırmıyor, ancak savaş döneminin böyle bir mücadele için uygun bir zemin olmadığı da aşikar. Dikkatli okuyucularımız, dışarıdan bir saldırı olması durumunda İran halkının ilk tepkisinin kendi hükümetini desteklemek olacağı öngörüsünü hatırlayabilir. Nitekim, bu öngörü de doğru çıkmış gibi görünüyor.
Bölgenin Hava Sahası Tehlikeli
Asker kökenli uzmanlar, Donald Trump’a İran’ın zor bir hedef olduğunu ve bu ülkeyle savaşa girmemek gerektiğini, nükleer silahların engellenmesinin müzakerelerle mümkün olabileceğini belirtmişlerdi. Uzmanlar, İran’ın bu konuda ödün vermeye hazır olduğunu da savunmuştu. Ancak, Amerika’nın isteği, İran’ın İsrail için bir varoluşsal tehdit olmaktan çıkarılması ve Amerika’nın bölgedeki çıkarlarının korunmasıydı. Üstelik, İran’ın İsrail için varoluşsal bir tehdit oluşturup oluşturmadığına İsrail karar verecekti. Sonuç olarak, Amerika’nın öngördüğü gibi gelişmedi. Bölgedeki Arap devletleri, Amerikan üslerine ev sahipliği yapmanın yalnızca bir güvence değil, aynı zamanda bir tehlike arz ettiğini fark ettiler. Savaşın başlamasıyla birlikte, İran, kendisine yakın Amerikan üslerine füzeler göndermekten çekinmedi. Bölgedeki hava sahası şu anda tehlikeli bir durumdadır ve tüm ticari uçuşlara kapatılmıştır.
Spekülasyonlar Sınır Tanımıyor
Gözlemciler, müzakerelerin olumlu ilerlediği bir dönemde Trump’ın neden İran’a saldırma kararı aldığını merakla sorguluyor. Bu saldırı, İran’ın Amerika’ya olan güvenini zedeledi. Amerika’nın müzakereleri saldırı öncesi zaman kazanmak için bir taktik olarak kullandığı düşüncesi de güçleniyor. Spekülasyonlar ise sınır tanımıyor. Bazılarına göre, Venezuela’daki başarı Trump’ı zafer sarhoşu yapmış ve aynı başarıyı İran’da da elde edeceğini düşünmeye başlamıştır. Diğerleri ise başkanın tamamen İsrail lobisinin etkisi altında kaldığını ve onların yönlendirmelerine uyduğunu öne sürüyor. Bazıları, Trump’ın ilkel Hristiyanların kıyamet gününe inançlarını da bu duruma eklediğini iddia ediyor. Bir başka grup, Trump’ın Epstein davasıyla ilgili dikkatleri dağıtmak için İran ile mücadeleye girdiğini hatırlatıyor. Ayrıca, yaklaşan ara seçimler nedeniyle Trump’ın herhangi bir ciddi başarı elde edememiş olması, İran’da sağlayacağı büyük bir başarının seçimlerde olumlu bir etki yaratacağı düşüncesini güçlendiriyor. Başkan Trump’ın niyetlerini bilemeyiz, ancak İran’a saldırarak elde edeceğini düşündüğü başarıyı elde edemediği açıktır. Bazı gözlemciler, bu nedenle Trump’ın tamamen şaşkın olduğunu ve ne yapacağını kestiremediğini, çelişkili açıklamalar yaptığını belirtiyorlar.
Devam eden savaşın uzun vadede ne gibi sonuçlar doğuracağını kestirmek oldukça zor. Ancak bazı genel gözlemler yapmak mümkün. İlk olarak, İsrail’in kendisini tehdit etmeyen bir İran’a sahip olma hayali, gerçekleşmekten oldukça uzak. İran ayakta kalmaya devam ediyor ve iktidar değişse bile İsrail dostu bir İran’ın ortaya çıkması muhtemel görünmüyor. Aksine, İsrail’in Arap dünyasıyla yumuşayan ilişkileri yeniden bir soğukluk dönemine girebilir.
Amerikalı seçmenler, ülkelerini çatışmaya sürükleyen başkanlarını daha fazla eleştirebilirler. Bu süreçte, eleştirilerin bir kısmının Trump’a yakın kişilerden gelmesi dikkat çekiyor. Bu durum, Amerika’nın sorgusuz sualsiz İsrail’i destekleme politikasını sorgulatabilir ve İsrail’in Amerika üzerindeki etkisini zayıflatabilir. Üçüncü olarak, önümüzdeki yıllarda (en azından bir dönem için) İran, daha çok kendi iç meselelerine odaklanabilir. Sonuçta, bu saldırıdan İran da önemli zararlar görmüş durumda ve bunun telafisi gerekecektir. Son olarak, okuyucularımızın unutmaması gereken bir nokta var: Yazılarımızı gazetemize zamanında yetiştirmek için bir önceki hafta sona ermeden kaleme alıyoruz. Arada geçen günlerde gelişmeler yaşanabilir ve bu yazının geçerliliği kalmayabilir.
Savaşın Uzun Vadeli Etkileri Güvenilir Şekilde Tahmin Edilemiyor
Birçok turist, Dubai gibi bölgenin refah merkezlerinde mahsur kalmış durumda. Gayrimenkul fiyatları da düşmeye başlamış bulunuyor. Henüz kimse savaşın uzun vadeli etkilerinin, özellikle petrol ve doğal gaz fiyatları üzerindeki yansımalarını güvenilir bir şekilde tahmin edemiyor. İran’ın hedef aldığı yerler arasında Suudi Arabistan’daki önemli bir rafineri merkezi ile Katar’daki doğal gazı LNG’ye çeviren bir tesis de bulunuyor.




