El Niño Uyarısı: Küresel Sıcaklık Rekorları Yeniden Tehdit Altında
El Niño’nun etkileriyle küresel sıcaklıkların rekor seviyelere ulaşabileceği uyarısı yapılıyor. Uzmanlar aşırı hava olaylarına karşı hazırlıklı olunması gerektiğini belirtiyor.
ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA), temmuz-eylül döneminde El Niño’nun gelişme olasılığının %50 ila 60 arasında olduğunu bildirdi. Ayrıca, şubat-nisan döneminde La Niña’dan nötr koşullara geçiş ihtimalinin %60 olarak hesaplandığı belirtildi. Bilim insanları, El Niño’nun ortaya çıkması durumunda küresel sıcaklık rekorlarının yeniden kırılabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor ve aşırı hava olaylarına karşı hazırlıklı olunması gerektiğini vurguluyor.
Seragazlarının gezegen üzerindeki etkileriyle birlikte, sıcaklık değerlerinin de değiştiği gözlemleniyor. Uzmanlar, bu yıl içinde El Niño’nun yeniden gelişebileceği ve bunun sonucunda küresel sıcaklıkların yeni rekor seviyelere ulaşabileceği endişesini taşıyor.
NOAA’nın tahminlerine göre, yılın bu döneminde yapılan öngörülerin belirsizlik taşıdığı ve tahminlerin doğruluk oranının düşük olabileceği ifade ediliyor. El Niño ve La Niña, Pasifik Okyanusu’nda meydana gelen ve küresel hava sistemlerini etkileyen iki zıt iklim olayı olarak tanımlanıyor. Normal koşullarda alize rüzgarları doğudan batıya eserken, El Niño dönemlerinde bu rüzgarların zayıflaması ya da yön değiştirmesiyle Doğu Pasifik’teki deniz yüzeyi sıcaklıkları artıyor. La Niña dönemlerinde ise rüzgarlar güçleniyor ve sıcak sular Avustralya ve Güneydoğu Asya kıyılarına doğru itiliyor.
El Niño genellikle iki ila yedi yılda bir ortaya çıkıyor ve çoğunlukla yaklaşık bir yıl sürüyor; bazı durumlarda daha uzun sürebiliyor. El Niño, tropikal bölgelerde yağışları azaltma eğiliminde bulunarak Asya, Afrika ve Güney Amerika’daki musonların kurak geçmesine neden olabilir. Öte yandan, ABD’nin güneyi, Peru, Arjantin, Güney Avrupa, Kenya ve Uganda gibi bölgelerde daha fazla yağış ve sel riski görülebilir. Ayrıca, tropikal bölgelerde sıcak hava dalgalarının etkisi de artabilir. Bu nedenle El Niño yılları, genellikle kayıtlardaki en sıcak yıllar arasında yer alıyor.
Meteorologlar, tipik bir El Niño olayının küresel ortalama sıcaklığı geçici olarak 0,1 ila 0,2°C artırabileceğini belirtiyor. Bu artış, insan kaynaklı iklim değişikliğinin sanayi öncesi döneme göre yüzey sıcaklıklarını 1,3 ila 1,5°C yükseltmesiyle kıyaslandığında daha sınırlı kalıyor; ancak zaten ısınmış olan sistem üzerinde ek bir baskı yaratıyor.
Meteorologlar, 75 yıl boyunca El Niño ve La Niña’yı tropikal Pasifik’teki üç bölgedeki sıcaklıkların 30 yıllık ortalamalara göre sapmalarını inceleyerek tanımladı. El Niño, normalden 0,5°C daha sıcak; La Niña ise 0,5°C daha soğuk olarak kabul ediliyordu. Ancak seragazlarının etkisiyle “normal” kabul edilen sıcaklık değerlerinin değiştiği belirtiliyor. NOAA, yeni bir endeks kullanmaya başladığını ve bu sistemde Pasifik’teki sıcaklıkların yalnızca geçmiş ortalamalarla değil, dünyanın diğer tropikal bölgeleriyle de karşılaştırıldığını ifade etti.
Eski ve yeni yöntem arasındaki fark son dönemde yarım dereceye kadar çıkmış durumda. Uzmanlar, bu farkın sınıflandırmayı etkileyebilecek kadar önemli olduğunu belirtiyor. Yeni sistem, geçmişe kıyasla daha fazla La Niña ve daha az El Niño tespit edilmesine yol açabilir. Ancak bazı bilim insanları, El Niño’nun gelişmesi durumunda küresel sıcaklık rekorlarının yeniden kırılabileceğini öngörüyor. Bu nedenle, iklim sisteminde biriken yüksek ısı nedeniyle aşırı hava olaylarına karşı hazırlıklı olunması gerektiği vurgulanıyor.




