Esad’ın İdam Kararının Suriye’nin Geleceğindeki Rolü
Beşar Esad ve kardeşi Mahir Esad hakkında verilen idam kararları, Suriye’nin geleceği için ne anlama geliyor? Uzmanlar değerlendiriyor.
Beşar Esad ve kardeşi Mahir Esad’a yönelik olarak geçen hafta gıyaben verilen idam kararları, Suriye’de geçiş dönemi adaleti tartışmalarını yeniden canlandırdı. Uzmanlar, bu kararın sembolik önemine dikkat çekerken, gerçek bir hesaplaşma için daha kapsamlı yargı süreçlerine ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.
Kararı veren hakim Fahr el-Din el-Aryan, geçmişte Esad yönetimi tarafından gıyabında idama mahkum edilmişti. El-Aryan, 2013 yılında Adalet Bakanlığı’ndan ayrılarak muhalefetin oluşturduğu yargı organlarına katılmıştı. Esad’ın Aralık 2024’te yönetiminin sona ermesinin ardından Rusya’ya gitmesiyle birlikte el-Aryan, yeniden hakim olarak görev yapmaya başladı. CNN International’ın aktardığına göre, bu değişim, Suriye’de eski yönetim döneminden farklı bir yargı ve devlet düzeni oluşturma çabasının bir örneği olarak değerlendiriliyor.
Karar sonrası bazı Suriyeliler sokaklarda kutlamalar yaparak bu durumu “tarihi” ve “sembolik” bir gelişme olarak nitelendirdi. 2011’de başlayan iç savaşta yüz binlerce insan hayatını kaybetti ve milyonlarca kişi yerinden edildi. Beşar Esad ve babası Hafız Esad’ın uzun yıllara yayılan yönetimi sonrasında verilen bu karar, cezasızlık anlayışının kırılması açısından önemli bir adım olarak görülüyor. Ancak kararın fiilen uygulanmasının zor olduğu düşünülüyor.
Harvard Kennedy School Ortadoğu Girişimi’nden İbrahim el-Asil, bu kararların siyasi ve duygusal açıdan önemli olduğunu, ancak Suriye’deki adalet beklentisinin yalnızca bu davayla karşılanamayacağını ifade etti. Birleşmiş Milletler’in geçiş dönemi adaleti yaklaşımında adalet, hakikatin ortaya çıkarılması, tazminat ve ihlallerin yeniden yaşanmasını önleyecek güvencelerle birlikte dört temel sütundan biri olarak ele alınıyor.
Esad’ın Aralık 2024’te Moskova’ya gitmesinin ardından geride, ailesinin yaklaşık altmış yıl boyunca şekillendirdiği devlet kurumları ve hukuk sistemi kalacak. El-Asil’e göre, verilen kararın önemli noktalarından biri, Suriye’de Esad dönemindeki hukuk anlayışından farklı yeni kuralların ve kurumların ortaya çıkıp çıkmadığını göstermesi. Ancak kararın geçiş dönemi adaleti açısından uluslararası standartları karşılayıp karşılamadığı da tartışma konusu. Uluslararası Af Örgütü, gıyabi yargılamaların ve idam cezasının sona erdirilmesi gerektiğini, uluslararası hukuk kapsamındaki suçların iç hukukta düzenlenmesi ve yargının reformdan geçirilmesi çağrısında bulundu. Suriye Adalet Bakanlığı ise davanın Suriye hukukuna uygun yürütüldüğünü ve mağdurlar ile temsilcilerinin sürece katıldığını savundu.
Suriye İnsan Hakları Ağı’nın kurucusu Fadel Abdulgani, Esad yönetiminin 2011’den bu yana işlediği iddia edilen ihlalleri belgeleyen kuruluşun başında bulunuyor. Abdulgani, adalet sürecinin ilerleyebilmesi için yalnızca üst düzey bir isim hakkında verilen kararın yeterli olmadığını belirtiyor. Eski yönetimin farklı kademelerinde yer alan çok sayıda kişinin yargı önüne çıkarılması gerektiğini vurgulayan Abdulgani, bunun toplumdaki öfkenin azalması ve Suriye’nin ilerleyebilmesi açısından gerekli olduğunu ifade etti. El-Asil de yerel düzeyde daha fazla davanın açılması gerektiğini belirtiyor. Ona göre geçiş dönemi adaleti, Suriye’nin farklı bölgelerinde yaşayan aileler için farklı anlamlar taşıyor. Bu nedenle süreç, yalnızca eski yönetimin üst düzey isimlerinin yargılanmasıyla sınırlı kalmayacak daha geniş bir soruşturma ve yargılama mekanizmasını gerektiriyor.
Beşar Esad’ın Rusya’dan Suriye’ye iade edilmesi ise olası görünmüyor. Esad, yönetiminin sona ermesinin ardından Moskova’ya yerleşti. Verilen idam kararı, Rusya hukukundaki iade sürecini daha da karmaşık hale getirirken, uzmanlara göre Moskova’nın eski müttefikini Suriye’ye teslim edip etmeme kararı hukuki olmaktan çok siyasi bir nitelik taşıyacak. Suriye’de geçiş dönemi adaletinin hukuki boyutu tartışmalı olsa da, karar, ülkenin yeni döneminde önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Suriye İnsan Hakları Ağı Başkanı Abdulgani, yeni dönemde kendisine umut veren gelişmeler arasında ifade ve eleştiri özgürlüğünü gösterdi. Abdulgani, yeni yönetimi ve üst düzey yetkilileri eleştirebildiğini ve bunun kendisi açısından herhangi bir yaptırıma yol açmadığını söyledi.
2025’ten bu yana Suriye’nin devlet başkanı olan eski muhalif komutan Ahmed eş-Şara, göreve geldikten sonra dış politikada daha fazla açılım izledi. Esad’ın iktidardan ayrılmasının ardından Suriye, ABD ile ilişkilerini güçlendirdi ve Washington ülkeye yönelik yaptırımların büyük bölümünü kaldırdı. Şam ayrıca, Esad yönetiminin protestolara yönelik müdahalesi sırasında ilişkilerini kesen Arap ülkeleriyle yeniden temas kurdu. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da temmuz ayında Suriye’yi ziyaret etti. Bu ziyaret, 2024’ten bu yana bir Batılı liderin ülkeye gerçekleştirdiği ilk ziyaret oldu. Rusya ile ilişkilerde de yeni bir düzenleme yapıldı. Eş-Şara yönetimi, Moskova ile günler önce Suriye’deki iki önemli Rus üssünün geleceği konusunda anlaşmaya vardı. Akdeniz kıyısındaki bu askeri noktaların Suriye’nin kontrolüne devredilmesi planlanıyor.
Buna karşın Suriye’nin ulusal bütünlüğünü sağlama konusunda önemli sorunlar devam ediyor. Ülkenin güneyinde Suriye ordusu ile Dürzi toplumu arasındaki gerilim zaman zaman ölümcül çatışmalara dönüşüyor. El-Asil, bu konuda henüz bir ilerleme görmediğini belirterek hükümetin meseleyi ağırlıklı olarak güvenlik ve askeri bir sorun olarak ele aldığını, oysa bunun aynı zamanda toplumsal bir mesele olduğunu ifade etti. Kuzeydoğuda Araplar ile Kürtler arasındaki gerilim de devam ediyor. Bunun yanı sıra Suriye hükümeti, ülkenin kıyı bölgelerinde Alevi toplumuna yönelik şiddet olaylarının ardından ortaya çıkan sorunlarla da karşı karşıya. Bu gelişmeler, Esad yönetiminin sona ermesinin ardından ülkenin siyasi ve toplumsal bütünlüğünün henüz tam olarak sağlanamadığını gösteriyor. El-Asil’e göre Suriye’nin önündeki önemli başlıklardan biri de ulusal diyalog sürecinin başlatılması. Bu süreçte farklı etnik ve dini gruplar arasındaki ayrışmaların yanı sıra Suriye’nin nasıl bir ülke olması gerektiğinin de tartışılması gerektiğini belirten El-Asil, böyle bir sürecin henüz oluşturulmadığını söyledi. Suriye’de Esad döneminin sona ermesinin ardından başlayan yeni süreç, bir yandan eski yönetimin uygulamalarına ilişkin hesap verme taleplerini, diğer yandan ülkenin yeni kurumlarının nasıl şekilleneceği sorusunu gündeme getiriyor. Esad ve kardeşi hakkında verilen karar bu açıdan önemli bir adım olsa da, kayıpların akıbetinin açıklığa kavuşturulması, farklı kademelerdeki sorumluların yargılanması, mağdurların taleplerinin karşılanması ve ülkedeki toplumsal bölünmelerin giderilmesi, geçiş döneminin geleceğini belirleyecek başlıca başlıklar olarak öne çıkıyor.




