Hava Kirliliği Bebeklerin Gelişimini Olumsuz Etkiliyor

Yeni bir araştırma, hamileliğin ilk dönemlerinde hava kirliliğine maruz kalan bebeklerin gelişiminde gecikmeler yaşandığını ortaya koydu.

Yeni bir araştırma, hamileliğin ilk üç ayında hava kirliliğine maruz kalan bebeklerin, bu dönemde daha az maruz kalanlara göre konuşma gelişiminde belirgin gecikmeler yaşadığını ortaya koydu. King’s College London’dan bilim insanları, bu durumun özellikle nitrojen dioksit ve ince partiküllere maruz kalma ile ilişkili olduğunu belirtti. Araştırma, prematüre doğan bebeklerin etkilerinin daha da belirgin olduğunu gösterdi; bu bebeklerde konuşma becerilerinin yanı sıra motor becerilerinde de gerilemeler gözlemlendi.

Çalışma, 2015 ile 2020 yılları arasında Londra’daki St Thomas Hastanesi’nde doğan 498 bebeği kapsadı. Bu bebeklerden 125’i prematüre doğarken, 54’ü 32 haftadan önce doğarak “aşırı prematüre” olarak sınıflandırıldı. Araştırmacılar, annelerin ikamet adreslerini kullanarak, hamilelik süresince bebeklerin maruz kaldığı hava kirliliği miktarını tahmin etti. Bebekler 18 aylık olduklarında, bilişsel, dil ve motor becerileri standart bir klinik testle değerlendirildi.

Sonuçlar, hamileliğin ilk üç ayında yüksek hava kirliliğine maruz kalan bebeklerin, düşük kirliliğe maruz kalan akranlarına göre dil testlerinde ortalama 5 ila 7 puan daha düşük performans gösterdiğini ortaya koydu. Ayrıca, en yüksek kirlilik düzeylerine maruz kalan prematüre bebeklerin motor becerileri ise ortalama 11 puan daha düşük çıktı.

War on Want adlı Birleşik Krallık merkezli sivil toplum kuruluşunun kampanya başkanı Tyrone Scott, araştırmanın sonuçlarını değerlendirirken, hava kirliliğinin sadece çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda sosyal adalet ve eşitlik meselesi olduğunu vurguladı. Scott, hava kirliliğine maruz kalan toplulukların genellikle işçi sınıfı ve marjinal gruplardan oluştuğunu belirterek, bu durumun eşitsizlikleri derinleştirdiğini ifade etti. Bebeklerin doğmadan önce etkilenmesinin, kimlerin hayatlarının tehlikede olduğunu sorgulamayı gerektirdiğini vurguladı.

Çalışmanın baş yazarı Alexandra Bonthrone, hava kirliliğine maruz kalan bebeklerin ilerleyen dönemlerde akranlarını yakalayıp yakalayamayacaklarını söylemenin henüz erken olduğunu belirtti. Bonthrone, bu durumu anlamanın ancak çocukların gelişim süreçleri boyunca izlenmesiyle mümkün olabileceğini ifade etti.

Bu araştırma, Londra’da hamilelik sırasında maruz kalınan hava kirliliğinin bebeklerin dil ve motor becerileri üzerindeki etkilerini inceleyen ilk çalışma olma özelliğini taşıyor. Ancak bulguların küresel ölçekte önemli sonuçları var. Dünya genelinde, neredeyse tüm nüfus, Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen kirlilik sınırlarını aşan hava soluyor. Küresel sağlık kuruluşu, hava kirliliğinin artık “dünyanın en büyük çevresel sağlık riski” olduğunu belirtiyor.

Küresel Kuzey’deki birçok kirletici sanayinin dış kaynaklara devredilmesi, küresel Güney’deki düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşayan insanların en yüksek maruziyet düzeylerine katlanmasına neden oluyor. Ancak daha zengin ülkeler içinde bile, hava kirliliğinin yükü orantısız bir şekilde yoksul ve marjinal topluluklar üzerinde yoğunlaşıyor. Londra merkezli bir kampanya grubunun başkanı olan Agnes Agvepong, kirli havaya maruz kalmanın rastgele dağılmadığını, konut, şehir planlaması ve güç ilişkilerindeki eşitsizliklerin bu durumu şekillendirdiğini dile getirdi. Agvepong, hava kirliliğinin sadece çevresel değil, aynı zamanda eşitlik, anne sağlığı ve erken çocukluk gelişimi ile ilgili bir sorun olduğunu vurguladı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu