Fosil Yakıtların Küresel Ekonomiye Yıllık Yükü 12 Trilyon Dolar
Yeni rapor, fosil yakıtların yıllık maliyetinin 12 trilyon doları bulduğunu ortaya koyuyor. Haneler bu yükü nasıl taşıyor?
350.org tarafından yayımlanan ve çevre yazarı Bill McKibben’ın önsözüyle sunulan “Cebimiz Yanıyor: Fosil Yakıtlar Haneleri ve Ekonomileri Nasıl Tüketiyor?” başlıklı rapor, fosil yakıtların küresel ekonomi ve hane halkı bütçeleri üzerindeki gerçek maliyetini gözler önüne seriyor. Rapor, fosil yakıtların yalnızca çevresel değil, aynı zamanda derin bir ekonomik kriz yarattığını vurguluyor.
Yapılan araştırmaya göre, fosil yakıt üretimi ve tüketimi için sağlanan doğrudan sübvansiyonlar, vergi muafiyetleri, hava kirliliği ve iklim hasarlarının toplam maliyeti yıllık 12 trilyon dolara ulaşmakta. Bu rakam, küresel sıcaklık artışını 2°C ile sınırlamak için önerilen karbon fiyatlandırmasının gerektirdiği seviyenin yaklaşık yüzde 60 üzerinde yer alıyor. Bu durum, kişi başına yıllık önemli bir ek maliyet anlamına geliyor.
Rapor, enerji piyasalarındaki jeopolitik gerilimlerin de bu maliyetleri artırdığına dikkat çekiyor. Özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmaların ilk döneminde, artan enerji fiyatları nedeniyle dünya genelinde tüketicilerin cebinden 150 milyar dolardan fazla kaynağın petrol ve gaz şirketlerine aktarıldığı hesaplanıyor.
Fosil yakıt sisteminin maliyetinin toplum tarafından üç ayrı yolla ödendiği belirtiliyor. İlk olarak, kamu bütçelerinden sağlanan sübvansiyonlar geniş kitlelere eşit şekilde yansımıyor ve bu desteklerin yalnızca küçük bir bölümü düşük gelirli kesimlere ulaşıyor. İkinci olarak, artan enerji fiyatları, özellikle ithalata bağımlı ülkelerde yakıt, gıda ve ulaşım maliyetlerini doğrudan yükseltiyor. Üçüncü olarak ise, kuraklık, sel ve aşırı hava olaylarının ekonomik yükü yine hane halklarının omuzlarına biniyor.
350.org Genel Direktörü Anne Jellema, fosil yakıtların artık ekonomik açıdan da savunulabilir olmadığını belirterek, “İklim krizi ve dalgalı enerji fiyatları, insanların temel ihtiyaçlara erişimini giderek zorlaştırıyor. Kamu kaynaklarının fosil yakıtlar yerine herkes için erişilebilir temiz enerjiye yönlendirilmesi gerekiyor,” dedi. Rapor, fosil yakıtların ucuz olduğu algısının gerçeği yansıtmadığını ve Sri Lanka’dan Güney Sudan’a kadar farklı coğrafyalarda yaşayan insanların bu sistemin bedelini ağır şekilde ödediğini somut örneklerle aktarıyor.
Hükümetlere yönelik bir dizi politika önerisi de raporda sıralanıyor. Buna göre, fosil yakıt şirketlerine yönelik “beklenmedik kazanç” vergileri uygulanmalı, sübvansiyonlar kademeli olarak kaldırılarak sosyal desteklere ve temiz enerji yatırımlarına yönlendirilmelidir. Ayrıca, “Kirleten öder” ilkesi kapsamında etkin bir karbon fiyatlandırma mekanizması kurulmalı ve kamu finansmanı fosil yakıtlardan çekilerek adil enerji dönüşümüne aktarılmalıdır. Rapor, mevcut politikaların devam etmesi durumunda fosil yakıtların yarattığı ekonomik yükün artmaya devam edeceğini ve bu durumun hem küresel ekonomide hem de hane halkı bütçelerinde derinleşen bir baskı oluşturacağını belirtiyor.



