Halkların İklim Zirvesi: Ekolojik Yıkıma Karşı Birlikte Mücadele Zamanı
Halkların İklim Zirvesi, ekolojik yıkıma karşı mücadele için bir araya geliyor. 15-18 Kasım’da Antalya’da buluşalım.
Ekolojik yıkıma karşı durmak ve bu konuda söz sahibi olmak isteyen herkes, 15-18 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek Halkların İklim Zirvesi’nde bir araya gelmeye davet ediliyor. Yaşam savunucuları, bu zirve öncesinde Çevre Mühendisleri Odası’nda düzenledikleri basın toplantısında, ortak mücadele çağrısında bulundular.
Birleşmiş Milletler’in düzenlediği COP süreçlerinin, iklim krizine çözüm üretmekten ziyade, devletler ve şirketler arasında bir pazarlık alanına dönüştüğü ifade edildi. Açıklamada, “Halkların İklim Zirvesi, COP31 ile eşzamanlı olarak ve aynı şehirde, resmi zirvelerde sesi duyulmayanların sözünü kurmak amacıyla hayata geçirilmiştir. Bizler, bu durumu sadece izlemekle kalmayıp, yaşamı savunan bireyler olarak bir araya geliyoruz” denildi.
Ekolojik felaketlerin doğal bir kader olmadığı vurgulandı ve şu ifadeler kullanıldı: “Yangınlar, seller ve kuraklık artık günlük yaşamımızın bir parçası. Gıda fiyatları yükseliyor, su kaynakları azalıyor. Kentler ve tarım alanları betonlaşma tehdidi altında, kırsal bölgeler parçalanıyor. Ormanlar ve biyolojik çeşitlilik hızla yok oluyor. Gelecek, giderek daha güvensiz ve belirsiz bir hal alıyor. Bu yıl Türkiye ve Avustralya’nın ortaklığında Antalya’da düzenlenecek COP31, iklim krizini derinleştiren politikaların yeniden ele alınması gerekliliğini ortaya koyuyor.”
Yaşamı savunan bireyler, COP31 ile eşzamanlı olarak Halkların İklim Zirvesi’nde bir araya gelecek. Resmi zirvelerde sesi kısılan, geleceği yalnızca piyasa hesaplarına bırakmayı kabul etmeyen, su ve havanın geleceği için mücadele edenler, bu alternatif zirvede kendi sözlerini oluşturacaklar. Bu kriz, fosil yakıt temelli üretim ve tüketim modeli, endüstriyel tarımın yaygınlaşması, sınırsız büyüme ideolojisi ve küresel eşitsizlik düzeni tarafından yaratılmıştır. Bilimsel uyarılara rağmen karbon emisyonlarının artması, yaşananların rastlantı değil, bilinçli siyasal tercihler sonucu olduğunu göstermektedir.”
Açıklamada, “Halkların İklim Zirvesi olarak yaşamdan yana tarafız. Bu taraf, bir zirve organizasyonunun sınırlarını aşan; halklar arasında kalıcı adalet, dayanışma ve ortak bir gelecek hattını kurma iradesidir. Dayanışmacı ekonomilerle, mücadele odakları arasındaki bağların güçlendirilmesi ve doğa ile hayvanlarla tahakküme dayanmayan, sömürüsüz bir ilişki kuran yaşamların inşasıyla desteklenen bu dönüşüm iradesi, yıkıma karşı hayatı birlikte örebilmenin tek yoludur” ifadelerine yer verildi.
Açıklama, “Ortak mücadele hattını büyütmek için; ekolojik yıkıma karşı sözünü ve emeğini ortaya koymak isteyen herkesi, Halkların İklim Zirvesi Meclisi etrafında buluşmaya ve 15-18 Kasım’da yapılacak Halkların İklim Zirvesi’nde, COP süreçlerinde sesi duyulmayanların kendi sözlerini kurabilmesi için kolektif iradeyi birlikte büyütmeye davet ediyoruz” sözleriyle sona erdi.




