Mahkeme Kararı: Afşin Elbistan’daki Halk Sağlığı Verileri Açıklanmalı
Mahkeme, Afşin Elbistan’daki termik santralların halk sağlığı üzerindeki etkilerinin açıklanmasını talep etti.
Afşin Elbistan bölgesindeki termik santralların halk sağlığına olan etkilerinin açıklanmasına yönelik önemli bir mahkeme kararı alındı. Greenpeace Türkiye’nin 11 yerel sakinle birlikte açtığı davada, mahkeme, bölgedeki sağlık verilerinin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğine hükmetti.
Afşin-Elbistan A Termik Santralı’nın yarattığı hava kirliliği, bölge halkının sağlığını tehdit ediyor. Greenpeace’in 2019 tarihli raporuna göre, mevcut kömürlü termik santrallar (Afşin A ve Afşin B), PM2.5 ve NO2 maruziyeti nedeniyle 17.000 erken ölüme sebep oldu. Ayrıca, 1984’ten 2020’ye kadar hava kirliliği nedeniyle 9.123 bebeğin erken doğum yaptığı ve sağlık maliyetinin 380,11 milyar TL’yi bulduğu belirtildi. Buna rağmen, iki yeni ek ünite inşa edilmesi planlanıyor.
Termik santrallara karşı hukuki mücadele devam ediyor. Greenpeace Türkiye ve yerel sakinler, Sağlık Bakanlığı’na yaptıkları bilgi edinme başvurusuyla Afşin-Elbistan bölgesine dair sağlık verileri, sağlık hizmetleri altyapısı ve çevre sağlığı izleme konularında bilgi talep etti. Ancak, Bakanlık, verilerin erişime açık olduğunu ve özel bir çalışma sonucu elde edilebilecek bilgilere ilişkin başvuruların olumsuz sonuçlandığını belirtti. Hava kalitesi ölçümlerinin sorumluluğunun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ait olduğunu ifade ederek bilgi edinme başvurusunu reddetti.
Başvurunun reddedilmesinin ardından açılan davada, Ankara 10. İdare Mahkemesi, istenen bilgilerin paylaşılmaması durumunun hukuka aykırı olduğuna karar verdi. Mahkeme, talep edilen bilgilere kolay ve anlaşılır bir şekilde erişimin sağlanması gerektiğini vurguladı. Bakanlığın bu verilere sahip olduğu ve başka bir dosyaya sunduğu belgelerle kanıtlandığına dikkat çekildi.
Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Emel Türker Alpay, termik santralların sağlık üzerindeki olumsuz etkilerinin yerel halk tarafından her gün deneyimlendiğini belirtti. Alpay, “Çevredeki hastanelerde doktorlar, Afşin ve Elbistan’dan gelen hastaları ciğerlerinden tanıyor. Her ailede kanser öyküsü var. Bilgi edinme başvurumuz, santralin sağlık etkileri hakkında genel bir bakış açısı elde etmek içindi. Mahkemenin bilgi edinme hakkını koruyan duruşundan memnunuz. Talebimiz, Bakanlığın verileri en kısa sürede kamuoyuyla paylaşmasıdır. Türkiye’nin COP31 başkanlığı sırasında kömürlü termik santralların etkilerini göz önüne alarak, ek ünite planlarının iptal edilmesi ve kömürden adil çıkış için derhal adım atması gerekiyor.” dedi.
Greenpeace Türkiye avukatı Gökhan Candoğan ise kararın uygulanması için yeniden başvuru yapacaklarını belirtti. Candoğan, “Bu dava yalnızca bilgi edinme hakkıyla sınırlı değil. Devletin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde üstlendiği yükümlülükler, çevresel zararın en yoğun hissedildiği bölgelerde yaşayanlara yönelik proaktif sağlık koruma süreçlerinin oluşturulmasını gerektirir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 30 Ocak 2025 tarihli kararı, kirliliğe maruz kalan nüfus için devletin epidemiyolojik izleme, halkı bilgilendirme ve önleyici tedbir alma yükümlülüğünü ortaya koymaktadır. Sağlık verilerinin paylaşılması, bu yükümlülüğün özünü oluşturur.” şeklinde konuştu.




