Beykoz 3. Aile Mahkemesi’nde Boşanma Davası Süreci

Beykoz 3. Aile Mahkemesi’nde boşanma davası süreci ve sosyal araştırma raporu hakkında bilgiler.

Beykoz 3. Aile Mahkemesi’nde Boşanma Davası Süreci

TÜRKİYE CUMHURİYETİ BEYKOZ 3. AİLE MAHKEMESİ

Dava No : 2025/665

DAVALI : ANNA USVAK

Davacı Emir Bahadır tarafından davalı Anna Usvak’a karşı açılan boşanma davasında, mahkememiz tarafından belirtilen adrese tebligat yapılamamıştır. Davalı tarafın Türkiye’deki adresinin belirlenememesi nedeniyle, dosyada yer alan hiçbir adrese de tebligat ulaştırılamamıştır. Bu sebeple, sosyal araştırma raporunun (ADM raporu) ve duruşma tarihinin kamu ilanı yoluyla tebliğ edilmesine karar verilmiştir.

Kamu ilanı ile, “Sosyal araştırma raporuna itirazda bulunabileceğiniz ve 01/06/2026 tarihinde saat 09:40’ta duruşmaya bizzat katılmanız gerektiği” bildirilmiştir.

Tebligatın, bu kamu ilanının yapıldığı tarihten itibaren 7 gün sonra yapılmış sayılacağı belirtilmiştir.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ BEYKOZ ADALET DESTEK VE MAĞDUR HİZMETLERİ MÜDÜRLÜĞÜ

SOSYAL ARAŞTIRMA RAPORU

ADM DOSYA NO : 2026/166

HAZIRLAYAN : Adalet Destek Görevlisi

Nazan TANRIVER / 285334

RAPOR TARİHİ : 13/05/2026

Raporun hazırlandığı kişi(ler)in kimlik bilgileri:

DAVACI : EMİR BAHADIR [56542460024], Doğum tarihi: 15/08/1991

DAVALI : ANNA USVAK

DAVA TÜRÜ : Velayet (Velayet Değişikliği – TCK Madde 324)

ATANAN MAHKEME : Beykoz 3. Aile Mahkemesi

ATANAN MAHKEME DOSYA NO : 2025/665 Medeni Dava Dosyası

Davacı Emir Bahadır, 1991 doğumlu olduğunu, New York Üniversitesi’nden İşletme ve Teknoloji Mühendisliği bölümünden mezun olduğunu ve ardından finans alanında yüksek lisans yaptığını belirtmiştir. Aile şirketleriyle (gayrimenkul, inşaat, finans ve enerji alanlarında) ilgilendiğini, aylık gelirinin yaklaşık 200.000 ABD doları olduğunu, iş nedeniyle sık sık yurt dışına seyahat ettiğini, kızı Mira’nın şu anda Güney Fransa’da babaannesinin ve dedesinin yanında olduğunu, yanında üç bakıcının bulunduğunu, bu düzenlemenin kızı farklı diller öğrenmesine yardımcı olduğunu, kendisi, annesi ve babasının Mira’nın yanında Türkçe konuşmaya özen gösterdiğini ifade etmiştir.

Davacı, iş seyahatlerine çıktığında kızını yalnız bırakmadığını, mutlaka annesi veya babasının Mira’nın yanında olduğunu, İstanbul’un Bebek semtinde Cevdetpaşa Caddesi’nde yaşadıklarını, evin 6+1 düzenine sahip, 1.300 metrekare, iki katlı ve bahçeli olduğunu, evde ayrıca bir asansör sisteminin bulunduğunu, Bodrum’daki yazlıklarına gidip geldiklerini, yazlığın da bahçeli olduğunu, kızının evde iki ayrı odası bulunduğunu, iş toplantısı olduğunda sabah çıkıp akşam döndüğünü ve kızının bakıcıları dışında başka çalışanların (aşçı ve temizlikçi gibi) da bulunduğunu belirtmiştir.

Davalı Anna ile Amerika’da tanıştığını, 3.5 yıl süren bir ilişkileri olduğunu, davalının hamile kaldığını, çocuğun istenmeyen bir çocuk olmadığını, doğumdan sonra İstanbul’a geldiklerini, davalının İstanbul’da yaklaşık bir ay kaldıktan sonra aniden hiçbir açıklama yapmadan kaybolduğunu, uzun süre davalıya ulaşmaya çalıştığını ama başaramadığını, büyük bir şok yaşadıklarını ama kızı için orada olmak zorunda olduğunu düşündüğünü, bunun doğum sonrası depresyon olabileceğini, başka bir açıklama bulamadığını, davalının Mira’yı hastanede sadece iki kez emzirdiğini, doktorun davalının sütünü kötü bulduğunu ve Mira’nın bunu içmemesi gerektiğini söylediğinde, kızının formül sütü ile beslenmemesi için süt bankasından süt taşıdığını ve bu hayatta kızı için her şeyi yapacağını ifade etmiştir.

Davacı, her zaman kızının yanında olduğunu, ailesi ve bakıcıları ile birlikte olsalar da ona düşkün olduğunu ve annesinin yokluğunu hissettirmemeye çalıştığını belirtmiştir. Mira’nın babaannesinin onun için bir anne gibi olduğunu, kendisinin iş haricinde her zaman kızıyla birlikte olduğunu, birlikte havuza gittiklerini, oyun parklarına gittiklerini, birlikte yemek yediklerini, kızak kaydıklarını, arkadaşlarının çocuklarının da olduğu aktiviteler yaptıklarını ve oyunlar oynadıklarını, böylece Mira’nın sosyal becerilerinin de geliştiğini ifade etmiştir. Kızının şu anda Türkçe’yi (sayılardan, renklere kadar) anladığını, köpekleri olduğunu ve kızının onları çok sevdiğini, Mira’ya hayvan sevgisi aşılamaya çalıştığını, klasik müzik dinleyerek müzik kulağını geliştirmeye çalıştığını, Viyana’ya seyahat ettiklerini, Mira için ayrı bir çalma listesi oluşturduğunu ve kızıyla kitap okuma saatleri yaptıklarını belirtmiştir.

Davacı Emir Bahadır, kızı Mira’nın velayetini istediğini, davalının iki yıldır Mira’yı görmediğini ve böyle bir talepte bulunmadığını, kendisi ve avukatlarının davalıya ulaşmak için birçok kez çaba gösterdiğini, hatta Amerika’daki adresine ulaşmaya çalıştıklarını, kimsenin ne olduğunu tam olarak anlamadığını ama dışarıdan bakıldığında davalıda bir sorun olduğu açıkça görüldüğünü, velayeti almak istediğini çünkü resmi olarak sorunlar yaşamaya başladıklarını, kızının anaokulu çağına yaklaştığını ve Enka Okulları’na kaydettirmek istediğini ancak bunun engel teşkil ettiğini, eğer velayet kendisine verilirse kızının hayatında hiçbir şeyin değişmeyeceğini, eğer gelecekte yurt dışında eğitim alması için bir planı varsa yurt dışına (Monako) taşınabileceğini ve orada kayıtlı olduğunu, yaklaşık 1.5 yıl geçtiğini, kızının şu anda her yerde yerleşik bir rutini olduğunu, çevresindekileri tanıdığını, odasında her zaman bir bakıcının yattığını, evde her zaman bir bakıcı kamerası bulunduğunu, bakıcılarından birinin İngiliz, diğerinin Fransız olduğunu, ayrıca Türkçe ve İngilizce bilen iki Filipinli bakıcısının bulunduğunu, Öğretmen Tuğçe’nin haftada 2-3 gün geldiğini ve Türkçe oyunlar ve aktiviteler düzenlediğini, arkadaşlarının çocuklarının da aktivitelere katıldığını ve birlikte oyun saatleri geçirdiklerini belirtmiştir.

Davacı Emir Bahadır, sigara veya alkol kullanmadığını, geçmişte sosyal ortamlarda sigara içtiğini ancak kızı doğduktan sonra hiç içmediğini, risk almaktan hoşlanmadığını ve kızı için her şeyde dikkatli olması gerektiğini, genel olarak aile olarak vakit geçirdiklerini, kışın dağ evlerinde 2 ay kaldıklarını, annesi, babası ve abisinin de geldiğini ve birlikte yemek yediklerini, Fransa’da da ailece vakit geçirdiklerini, kızının çok sıcak, büyük bir aile ortamında büyüdüğünü, aslında Mira doğduktan sonra hayatı gerçekten yaşamaya başladıklarını ve bu hayatta tek değerli şeyin Mira olduğunu ifade etmiştir.

Davacı, ailede sabıka kaydı olan kimsenin olmadığını, kendisinin kronik bir hastalığı bulunmadığını, ailede yapılan genetik testlerde kimseye bir şey çıkmadığını, yıllık kontrollerin yapıldığını, Mira’nın da tüm testlerden geçtiğini ve aşılarının tamamlandığını, sağlık sorunlarının olmadığını ve Mira ile ilgili her şeyi kişisel olarak takip ettiğini belirtmiştir.

DEĞERLENDİRME

Bireysel görüşme ve gözlem, incelenen dosya bilgileri, incelenen fotoğraflar ve video içerikleri ile ebeveynlik modeli hakkında elde edilen bilgiler birlikte değerlendirildiğinde, davacı baba Emir Bahadır’ın çocuğun bakımını, korunmasını, gelişimsel ve duygusal ihtiyaçlarını yüksek derecede önemseyen ve çocuğun en iyi çıkarlarını merkeze alan bir ebeveynlik tutumu sergilediği anlaşılmaktadır. Ayrıca, ortak çocuk Mira’nın fiziksel, duygusal, bilişsel ve sosyal gelişimi için kapsamlı bir bakım düzeni oluşturduğu ve çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra gelişim süreçlerinin de pedagojik olarak desteklendiği, yaşına uygun sosyal, kültürel ve eğitimsel uyarıcılarla zenginleştirilmiş bir yaşam ortamında yetiştirildiği görülmektedir. Baba tarafından sağlanan bilgiler, gösterilen video ve fotoğraf kayıtlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, Mira’nın güvenli bağlanma geliştirebildiği, kendini güvende hisseden, mutlu, sosyal etkileşime açık ve bakım veren figürlerle sağlıklı ilişkiler kurabilen bir çocuk olduğu gözlemlenmiştir.

Davacı baba Emir Bahadır’ın çocukla kurduğu ilişkinin yalnızca maddi imkanlarla sınırlı olmadığı, aksine aktif, dikkatli, koruyucu ve duygusal olarak katılımcı bir ebeveynlik modeli sergilediği değerlendirilmiştir. Davacının, tüm iş dışı zamanını çocukla geçirmeye özen gösterdiği, çocuğun günlük rutinlerine aktif olarak katıldığı ve oyun zamanı, kitap okuma etkinlikleri, sosyal aktiviteler ve aile zamanı ile çocukla birebir bağ kurmaya yönelik çaba gösterdiği değerlendirilmiştir. Çocuğun anne yokluğunu hissetmemesi için gösterilen özel hassasiyet, bakım süreçlerinde yalnız bırakılmaması, duygusal sürekliliğin sağlanması ve geniş aile desteğinin organize edilmesi, çocuğun sağlıklı gelişimi açısından olumlu bir şekilde değerlendirilmiştir.

Pedagojik açıdan: Çok dilli bir ortamda büyüyen çocuk, farklı kültürel uyarıcılara maruz kalması, yaşına uygun sosyal etkileşim alanlarının oluşturulması, akran ilişkilerinin desteklenmesi ve düzenli oyun grupları ve etkinliklere katılım, çocuğun sağlıklı gelişimini koruyucu ve destekleyici unsurlar olarak değerlendirilmektedir. Çocuğun Türkçe dil gelişimine özel destek verilmesi, haftalık Türkçe etkinlik programlarının oluşturulması, kitap okuma saatlerinin yapılması ve dil gelişimine yönelik bilinçli bir yaklaşım, babanın çocuğun gelişim aşamaları konusunda yüksek bir farkındalığa sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca, çocuğun erken yaşta müzikle tanıştırılması ve doğa ile aile etkinliklerine dahil edilmesi, çocuğun duygusal ve sosyal gelişimi açısından olumlu bir şekilde değerlendirilmiştir.

Davacı babanın, çocuk için istikrarlı ve güvenli bir yaşam düzeni oluşturduğu, çocuğun bakımında yalnızca profesyonel destek değil, aynı zamanda babaannenin, dedenin ve geniş aile üyelerinin aktif katılımının da çocuğun aidiyet, güven ve süreklilik hissini destekleyen önemli bir faktör olduğu değerlendirilmiştir. Ortak çocuk Mira’nın uzun bir süre aynı bakım düzeninde bulunması, bakım verenleri tanıması ve yaşam alanlarına alışmış olması, mevcut yaşam koşullarının çocuk için olumlu olduğunu göstermektedir.

Davacı babanın sağladığı bilgilere dayanarak: Çocuğun sağlık süreçlerinin düzenli olarak takip edildiği, aşılarının tamamlandığı, gelişim kontrollerinin ihmal edilmediği, sağlık kayıtlarının düzenli tutulduğu ve babanın bu konularda sorumluluk duygusu gösterdiği gözlemlenmiştir. Ayrıca, davacı babanın çocuğun sağlık kaydını yanında taşıdığı ve çocuğun rutin kontrollerini kişisel olarak takip etmesi ile gelişim süreçleri hakkında detaylı bilgi sahibi olması, onun ebeveynlik rolünü aktif bir şekilde üstlendiği izlenimini vermektedir.

SONUÇ

Tüm dava dosyası, gözlemsel veriler, ebeveynlik becerileri, çocuğun mevcut yaşam düzeni, psikolojik güvenlik, duygusal ihtiyaçlar ve en iyi çıkarlar birlikte değerlendirildiğinde, davalı annenin yaklaşık iki yıldır çocukla kişisel bir ilişki kurmadığı, çocukla düzenli bir iletişimi olmadığı, çocukla yeniden bir bağ kurmak için aktif bir girişimde bulunmadığı ve bakım süreçlerinde pratik olarak yer almadığı öğrenilmiştir. Bu durum, çocuğun bağlanma ve güven hissi açısından olumsuz etkiler yaratabilir; zira erken çocukluk dönemi (1-3 yaş) kritik bir dönemdir ve bakım veren figürlerdeki ani değişiklikler zararlı olabilir. Ortak çocuk Mira’nın şu anda birincil bağlanma figürlerinin baba ve babanın tarafındaki bakım verenler olduğu gözlemlenmiştir. Davacı baba Emir Bahadır’ın, çocuğun bakım ve gelişim ihtiyaçlarını karşılama konusunda yeterli kapasiteye sahip olduğu, çocuğun mevcut düzeninin psikolojik ve pedagojik açıdan daha sağlıklı olacağı ve çocuğun en iyi çıkarları prensibi gereği, Mira Bahadır’ın velayetinin babası Emir Bahadır’a verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

Bu rapor, Sayın Mahkeme’ye uzman görüşü olarak sunulmuştur.

#İlangovtr Basın no ILN02474541

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu