Hürmüz Boğazı’ndaki Ticaretin Durdurulması Jet Yakıtı Fiyatlarını İkiye Katladı
Hürmüz Boğazı’nda ticaretin durması, jet yakıtı fiyatlarını bir ayda iki katına çıkardı. Tedarik kısıtları ve artan risk primleri etkili oldu.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırılar, Tahran yönetiminin karşılık vermesiyle birlikte bölgedeki gerginliği artırdı ve bu çatışmaların üzerinden bir ay geçti. Bu süreçte, Basra Körfezi’nin stratejik noktası olan Hürmüz Boğazı’nda ticaret neredeyse durma noktasına geldi. Bu durum, küresel petrol arzında önemli bir daralmaya yol açarken, jet yakıtı fiyatlarının da iki katına çıkmasına neden oldu.
Hürmüz Boğazı, Orta Doğu’dan dünya pazarlarına petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşımak için kritik bir geçiş noktasıdır. Günlük petrol talebinin yaklaşık %20’si, yani yaklaşık 20 milyon varil, bu boğazdan geçmektedir. Bu miktarın 15 milyon varili ham petrol, 5 milyon varili ise petrol ürünlerinden oluşmaktadır.
28 Şubat’ta başlayan ABD/İsrail-İran çatışmalarının ardından, Hürmüz Boğazı’nda ticari gemi geçişlerinde ciddi aksaklıklar yaşanmaya başlandı. Güvenlik risklerinin artması, küresel petrol piyasalarında önemli miktarda arzın devre dışı kalmasına neden oldu. Brent petrolün varil fiyatı 100 doların üzerine çıkarken, bu arz kısıtları jet yakıtı ve diğer petrol ürünlerinde fiyat artışlarına yol açtı.
Avrupa’nın Jet Yakıtı İhtiyacının Yüzde 30’u Basra Körfezi’nden Sağlanıyor
S&P Global Energy verilerine göre, Orta Doğu’dan Kuzeybatı Avrupa’ya günde 177 bin varil jet yakıtı tedarik edilmektedir. Güney Avrupa ve Doğu Akdeniz’e 31 bin varil, Afrika’ya 100 bin varil ve Asya’ya ise 17 bin varil jet yakıtı gönderilmektedir. Ayrıca, bölgeden 34 bin varil jet yakıtı Süveyş Kanalı’nı geçerek Kızıldeniz’e ulaşmaktadır.
Özellikle Basra Körfezi’ne bağımlı olan Avrupa gibi bölgeler, tedarik aksaklıkları karşısında en savunmasız olanlar arasında yer alıyor. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) verilerine göre, Avrupa’nın jet yakıtı talebinin yaklaşık %30’u Basra Körfezi’nden karşılanmaktadır. Avrupa’da jet yakıtı arz güvenliği, bir aylık talebe karşılık gelen ticari stoklara dayanıyor.
Hindistan ve Çin gibi potansiyel alıcılar da iç piyasalarda arz kısıtlarıyla karşı karşıya kalıyor. Hürmüz Boğazı’ndan geçen ham petrolün %80’inden fazlası Asya pazarlarına ulaşırken, boğazdaki ticari gemi trafiğinin kısıtlı olması, Asya’daki jet yakıtı rafinasyonu için gerekli petrol arzına erişimi sınırlıyor. Artan savaş riski primleri ve Ümit Burnu üzerinden yapılan uzun rotalar da maliyetleri artırarak teslimat sürelerini uzatıyor.
Fiziksel Kısıt Endişeleri Fiyatları Yükseltiyor
Hürmüz Boğazı’ndaki taşıma kapasitesindeki ani düşüş ve sigorta primlerindeki artış, arzı sıkılaştırırken, fiziksel kısıt endişelerinin büyümesi jet yakıtı marjları ve ürün primlerinin bir ay içinde keskin bir şekilde artmasına neden oldu. IATA verilerine göre, küresel jet yakıt endeksinde 27 Şubat’ta varil başına 99,4 dolar olan fiyatlar, 27 Mart itibarıyla %95,2 artışla 195,2 dolara yükseldi. Jet yakıtının ton başı fiyatı ise 1541 dolara ulaştı.
AA muhabirinin S&P Global Energy’den edindiği bilgilere göre, Platts endeksinde Kuzeybatı Avrupa jet yakıtının maliyet, sigorta ve navlun dahil fiyatı 27 Şubat’taki 873,2 dolar seviyesinden 27 Mart’ta 1704,5 dolara yükseldi. Platts verileri de fiyatların aynı dönemde %95 arttığını doğruladı.
Uçak Bileti Fiyatlarına Etkisi
Jet yakıtı, hava yolu şirketlerinin en büyük maliyet kalemlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Bu nedenle, jet yakıtı fiyatlarındaki ani yükseliş, uçak bileti fiyatları üzerinde de artış baskısı oluşturuyor. Dünyanın en büyük hava yolu şirketlerinden biri olan United Airlines’ın CEO’su Scott Kirby, geçen hafta yaptığı açıklamada, artan jet yakıtı maliyetlerini karşılayabilmek için uçak bileti fiyatlarının %20 oranında yükselmesi gerektiğini ifade etti.




