COP31 Başkanlığı’ndan Sağlık Vurgusu: İklim Mücadelesinin Temeli
COP31 Başkanlığı, iklim mücadelesinin sağlık boyutunu önceliklendirdi. Sağlık, COP31 Eylem Gündemi’nde bağımsız bir madde olarak yer almalı.
Bonn İklim Değişikliği Konferansı (SB64) başlarken, Temiz Hava Hakkı Platformu öncülüğünde, dünya genelindeki sağlık ve çevre kuruluşları, iklim mücadelesinin en kritik yönünün sağlık olduğunu vurguladı. Türkiye’nin üstlendiği COP31 Başkanlığı, sivil toplumun talepleri doğrultusunda sağlık konusunu Eylem Gündemi’ne bağımsız bir madde olarak ekledi. Bu çerçevede, COP31 Eylem Gündemi’ndeki tüm başlıkların sağlıkla entegre edilmesi ve fosil yakıtların sağlığa zararlı ürünler olarak tanınması gerektiği ifade edildi.
Antalya’da kasım ayında gerçekleştirilecek COP31 öncesindeki önemli müzakerelerin başlangıcı olan Bonn İklim Değişikliği Konferansı, 8 Haziran’da başladı. Temiz Hava Hakkı Platformu’nun (THHP) öncülüğünde, 74 kuruluş tarafından imzalanan bir çağrı, Almanya’nın Bonn kentinde 18 Haziran’a kadar sürecek olan konferans öncesinde COP31 Başkanlığı’na sunuldu.
Türkiye’deki THHP’nin öncülüğünde yapılan çağrının imzacıları arasında Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Lancet Sağlık ve İklim Değişikliği Geri Sayımı, Our Common Air, Columbia Üniversitesi İklim ve Sağlık Eğitimi Küresel Konsorsiyumu, NCD Alliance, Avrupa Solunum Derneği (ERS), Avrupa Halk Sağlığı Birliği (EUPHA), 350.org, Uluslararası Çevre Hukuku Merkezi (CIEL), Küresel İklim ve Sağlık İttifakı (GCHA) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) yer alıyor.
Çağrıda üç temel talep öne çıkıyor: İlk olarak, sağlık, COP31 Eylem Gündemi’nde bağımsız ve güçlü bir öncelik alanı olarak yer almalıdır. İkinci olarak, sağlık, enerji, ulaşım, sanayi, tarım, atık ve uyum gibi tüm gündem başlıklarının merkezinde olmalıdır. Sağlığın iklim politikalarına sistematik olarak entegre edilmesi, iklim kaynaklı sağlık risklerini azaltacak ve toplumsal dayanıklılığı artıracaktır. Üçüncü olarak, fosil yakıtlar, tüm yaşam döngüleri boyunca yarattıkları sağlık etkileri göz önünde bulundurularak “sağlığa zararlı ürünler” olarak tanınmalıdır.
Uzmanlar, sağlık sistemlerinin iklim değişikliğinin etkileriyle başa çıkabilmesi için tüm sektörlerde uygulanacak azaltım ve uyum politikalarına bağlı olduğunu belirtiyor. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde sağlık sistemleri bu etkiler karşısında yetersiz kalabilir. Bu bağlamda, COP31 Başkanlığı, “Dinamik ve Dirençli Sağlık Sistemleri” başlığını Eylem Gündemi’ne bağımsız bir madde olarak eklemiştir.
THHP Koordinatörü Deniz Gümüşel, Türkiye’nin COP31 Eylem Gündemi’nin ilk taslağında sağlık konusunun yer almamasını önemli bir eksiklik olarak değerlendirirken, daha sonra gündeme dahil edilmesini olumlu bir gelişme olarak nitelendirdi. Gümüşel, “Bu kararda, THHP’nin öncülüğünde bir araya gelen 74 kuruluşun ortak çağrısı etkili oldu. Şimdi Bonn’da yürütülecek müzakerelerle iklim eylemini bir halk sağlığı önceliği olarak tanımlamak gerekiyor” dedi.
Our Common Air Komisyonu Üyesi ve Sunway Centre for Planetary Health İcra Direktörü Prof. Tan Sri Dr. Jemilah Mahmood, sağlık konusunun Eylem Gündemi’nde yer almasının, iklim krizinin acil bir sağlık sorunu olarak kabul edildiği anlamına geldiğini belirtti. Mahmood, “Eylemsizliğimizin bedelini en kırılgan kesimler ödüyor. Bonn görüşmeleri, bu kabulü bağlayıcı taahhütlere dönüştürmelidir” dedi.
Lancet İklim ve Sağlık Geri Sayım Raporu İcra Direktörü Dr. Marina Romanello, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerinin tarihteki en yüksek seviyelere ulaştığını vurguladı. Romanello, “İklim krizi, can kayıplarına ve sağlık ile geçim kaynaklarının olumsuz etkilenmesine yol açıyor. İklim eylemi hızlandırılmadığı sürece, dünya sağlık ve yaşamı tehdit eden risklerle karşı karşıya kalmaya devam edecektir” şeklinde konuştu.
Küresel İklim ve Sağlık İttifakı İcra Direktörü Dr. Jeni Miller ise COP31’in sağlık konusunun iklim müzakerelerinde önemli bir yer tutması gerektiğini ifade etti. Miller, “Hükümetler, sağlık sistemlerini güçlendirirken iklim krizini körüklememelidir” dedi. İmzacılar, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31’in, bilim temelli, hak temelli ve sağlık merkezli iklim politikalarının güçlendirilmesi için kritik bir fırsat sunduğunu belirtti.




