Tim Ash: Piyasalar Sakin Ama Riskler Birikiyor
Tim Ash, piyasalardaki iyimserliğin ardındaki riskleri ve gelişmeleri değerlendiriyor.
Küresel piyasalarda, İran savaşında ilan edilen ateşkesin ardından hızlı bir toparlanma gözlemlenirken, analistler bu iyimserliğin temel riskleri yeterince yansıtmadığını ifade ediyor. Yüksek petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması ve barış görüşmelerinin başarısızlığına rağmen piyasalardaki rahatlık dikkat çekiyor.
Ünlü ekonomist Tim Ash, küresel piyasalardaki bu rahatlığın ardında yatan nedenleri değerlendiriyor. S&P 500 endeksi, savaş öncesi seviyelere geri dönerken, riskli varlıklar da toparlanma sürecine girdi. Küresel yatırımcı iştahı yeniden artış gösterdi. Ancak bu görünüm, bazı temel gerçeklerle çelişiyor. Petrol fiyatları, kriz öncesine göre yaklaşık %50 daha yüksek seyrediyor ve Uluslararası Enerji Ajansı, bu durumu tarihin en büyük enerji şoku olarak tanımlıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması, barış görüşmelerinin sonuçsuz kalması ve tedarik zinciri risklerinin artması, piyasalardaki iyimserliği sorgulatıyor.
Ash, piyasalardaki bu aşırı rahatlığın nedenlerinden birinin yatırımcıların Donald Trump’ın kriz yönetim tarzına duyduğu güven olduğunu belirtiyor. “TACO” (Trump Always Chickens Out) olarak bilinen yaklaşım, Trump’ın gerilimi artırmasına rağmen son aşamada geri adım attığını ve piyasalarda çökmeden önce risklerin azaltıldığını öne sürüyor. İran krizinde de benzer bir tablo gözlemleniyor; sert söylemler ortaya çıkarken, doğrudan askeri tırmanış sınırlı kalıyor ve müzakere süreçleri yeniden gündeme geliyor. Bu durum, piyasalarda savaşın büyümeyeceği ve kontrollü bir şekilde sona ereceği beklentisini oluşturuyor.
Ancak Ash, İran’ın müzakere stratejisinin daha sert olabileceği konusunda uyarıyor. Tahran yönetimi, uzun ve zorlu müzakereler yürütme eğiliminde olup, bölgesel vekil güçlerden vazgeçmek istemiyor ve nükleer programını sürdürme kararlılığında. Bu durum, süreç boyunca yeni gerilim dalgalarının yaşanabileceği anlamına geliyor. Taraflar, zaman zaman tansiyonu yükselterek pazarlık güçlerini artırabilir.
Ash, piyasalardaki dayanıklılığın bir diğer nedeninin gelişen ekonomilerin savaşa güçlü başlaması olduğunu vurguluyor. Arjantin, Mısır, Pakistan ve Türkiye gibi ülkelerdeki reform süreçleri, borç yapılandırmalarının tamamlanması ve enflasyonun düşüş trendinde olması, bu dayanıklılığı artıran faktörler arasında. Ayrıca, merkez bankalarının yüksek reel faizleri koruması, küresel şoklara karşı bir tampon görevi görüyor.
Savaş öncesinde faiz indirimleri beklenirken, mevcut durumda enflasyon enerji fiyatları nedeniyle yukarı yönlü baskı altında kalıyor. Ancak büyüme yavaşlama riski taşıyor. Bu nedenle merkez bankaları faiz indirimlerini erteleyebilir ve politika duruşunu koruyabilir. Ash, bu olgun politika yaklaşımının piyasalara destek sağladığını belirtiyor.
Körfez ekonomileri, savaşın en kırılgan noktalarından biri olmasına rağmen güçlü finansal tamponları sayesinde ayakta kalıyor. Suudi Arabistan, alternatif petrol hatlarıyla kısmen korunurken, BAE, Katar ve Kuveyt daha kırılgan durumda. Ancak bu ülkelerin trilyon dolarlık varlık fonları, düşük borçluluk oranları ve yüksek likidite sayesinde kriz etkisi sınırlanıyor. Ayrıca, Körfez ülkeleri Pakistan’a finansman sağlıyor, Bahreyn’e swap desteği veriyor ve bölgesel ekonomilere likidite aktarıyor.
ABD ekonomisi ise hala güçlü bir dayanıklılık sergiliyor. Büyüme beklentilerin üzerinde, iş gücü piyasası güçlü ve vergi indirimleri ile yapay zekâ yatırımları destekleyici bir rol oynuyor. Savaşın ABD için bazı avantajları da olabilir; artan enerji ihracatı ve yükselen savunma harcamaları gibi. Ancak Ash, uzun vadede ABD’ye olan güvenin zedelenebileceğini, müttefiklerin bağımlılığı azaltmaya yönelebileceğini ve küresel ticaret ile yatırım akımlarının değişebileceğini belirtiyor.
Ash’in en kritik uyarısı, piyasaların henüz gerçek ekonomik etkileri tam olarak fiyatlamadığı yönünde. Önümüzdeki dönemde beklenen riskler arasında havacılık sektöründe yakıt sıkıntısı, tedarik zinciri kırılmaları, turizmde daralma ve küresel büyümede yavaşlama yer alıyor. Bu süreç sonunda talep daralması oluşabilir ve enerji fiyatları uzun vadede düşebilir. Ancak bu geçiş sürecinde piyasalarda sert dalgalanmalar, kredi risklerinde artış ve beklenmedik finansal kırılmalar yaşanabilir.
Ash, piyasalarda şu anda “mükemmele yakın” bir senaryo fiyatlandığını ifade ediyor. Savaşın büyümeyeceği, enerji şokunun sınırlı kalacağı ve müzakerelerin başarıyla sonuçlanacağı düşünülüyor. Ancak gerçek tablo çok daha karmaşık.
“Piyasalar bardağın dolu tarafına bakıyor. Ama riskler hızla birikiyor.”




