Türkiye, İklim Değişikliği Nedeniyle Zincirleme Afetlere Hazırlanmalı
İklim değişikliği, Türkiye’nin yüksek dağ sistemlerinde zincirleme afet riskini artırıyor. Hazırlıklı olmanın yolları araştırılıyor.
26 Ağustos’ta Nepal-Tibet sınırında meydana gelen felaket, yüzlerce insanın hayatını kaybetmesine ve yaklaşık 3.000 kişinin kaybolmasına yol açtı. Bu trajik olayın, bir heyelan sonucunda buzul veya kaya kütlesinin kopmasıyla tetiklendiği düşünülüyor. Yeni bir araştırma, iki yıl önce Fransız Alplerinde La Bérarde kasabasını etkileyen sel felaketinin de benzer bir mekanizmayla gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Her iki olay, iklim değişikliğinin dağ sistemleri üzerindeki etkilerini ve birbirini tetikleyen tehlikelerin yıkıcı sonuçlarını gözler önüne seriyor. Türkiye’deki Kaçkarlar, Cilo, Sat ve Ağrı Dağı gibi yüksek dağ sistemleri de zincirleme afet riski taşıyor.
Nepal’de yaşanan felaketi tetikleyen olaylar arasında orta şiddetli bir deprem, sel ve buzul gölü taşkını gibi olasılıklar üzerinde durulmuştu. Ancak, uydu görüntüleri ve bilimsel değerlendirmeler, daha karmaşık bir sürecin yaşandığını gösteriyor. Langtang Lirung çevresindeki heyelan, devasa bir buz-kaya çığının oluşmasına neden olarak vadi ve nehir sistemine ulaşmış. Burada biriken malzeme ve su, ardışık taşkınları tetiklemiş.
Bu olay, iki yıl önce Avrupa’da yaşanan La Bérarde felaketiyle benzerlik gösteriyor. 2024 yılında meydana gelen bu sel, yalnızca yüzeysel suyun etkisiyle değil, aynı zamanda buzul gölünün altında bulunan su kütlelerinin de etkisiyle gerçekleşmiş olabilir. Araştırmalar, buzulun altındaki su ceplerinin ani boşalmasının, sel felaketinin şiddetini artırmış olabileceğini ortaya koyuyor.
Himalayalar ve Fransız Alpleri’nde yaşanan bu olaylar, dağ ve buzul sistemlerinin karmaşık yapısını ve iklim değişikliğiyle birlikte artan belirsizlikleri bir kez daha hatırlatıyor. Yüksek dağ ortamlarında meydana gelen tehlikelerin birbirini tetikleme potansiyeli, bu tür felaketlerin sıklığını artırıyor. Nepal’de buzulun kopması, heyelan, nehrin kapanması ve su, çamur, kaya ve buzun birlikte hareket etmesi, zincirleme bir felakete yol açıyor. La Bérarde’daki olayda ise yüzeysel suya ek olarak, buzulun altında bulunan su kütlesinin ani boşalması da felaketi büyütmüş olabilir.
Türkiye, mevsimsel kar örtüsü, buzullar ve yüksek rakımlı alanlar barındıran, yüksek ve sarp dağ sistemlerine sahip bir ülke. Bu dağların yamaçları ve vadileri, yerleşimler, yollar ve enerji altyapısıyla iç içe geçmiş durumda. Doğu Anadolu’daki Kaçkarlar, Cilo ve Sat sıradağları ile Ağrı Dağı gibi bölgelerde, buz, kar, kaya, su ve sedimentin etkileşimi söz konusu. Bu durum, Nepal ve La Bérarde örnekleri ışığında Türkiye’nin dağlık alanlarındaki afet risklerini nasıl değerlendirdiğimizi sorgulamamıza neden oluyor. Bireysel vakalar olarak mı yoksa zincirleme tehlikeleri göz önünde bulundurarak mı hareket ediyoruz?
Bu sorunun yanıtı, gelecekte karşılaşacağımız afetlerin sonuçlarını belirleyecek. Kurumlar arası iş birliği ve disiplinlerarası bilimsel çalışmaların sürekliliği, Türkiye’nin dağlık alanlarda karşılaşacağı zincirleme olaylara karşı hazırlıklı ve donanımlı olmasını sağlayacaktır.




