Türkiye Lojistik Endeksi 2025: Güçlü Performans, Zayıf Dayanıklılık

2025 Türkiye Lojistik Endeksi sonuçları, sektörün güçlü yönlerini ve zayıf noktalarını ortaya koydu. Maliyetler arttı, karlılık düştü.

Hayati ARIGAN

Türkiye Lojistik Etkinlik Endeksi 2025 sonuçları, sektörün karşılaştığı zorlu ekonomik koşulları gözler önüne serdi. LojiDer iş birliği ve PRAGMA Araştırma ve Danışmanlık desteğiyle gerçekleştirilen çalışma, Türkiye genelinde 231 lojistik firmasıyla yapılan bir araştırmaya dayanıyor. Şubat-Mart 2025 döneminde yapılan kantitatif saha araştırması, sektörün performansını detaylı bir şekilde değerlendirdi.

Endeks, sektörü yedi temel boyutta analiz ederek operasyonel süreçler, kapasite kullanımı, maliyet yapısı, risk yönetimi, sürdürülebilirlik, insan kaynağı ve düzenleyici çerçeve gibi alanlarda kapsamlı bir değerlendirme sundu. Sonuçlar, lojistik sektörünün operasyonel süreçlerde güçlü bir yapı sergilediğini, ancak risk yönetimi, sürdürülebilirlik uygulamaları ve düzenleyici çerçeve konularında gelişim ihtiyacının devam ettiğini gösterdi.

Türkiye Lojistik Etkinlik Endeksi’nin araştırma koordinatörü ve Beykoz Üniversitesi Lojistik Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ezgi Uzel Aydınocak, endeks sonuçlarının sektör performansının en önemli belirleyicisinin süreç verimliliği olduğunu vurguladı. Bununla birlikte, sürdürülebilir büyüme için risk yönetimi kapasitesinin, insan kaynağının niteliğinin ve teknoloji kullanımının daha sistematik bir şekilde geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Aydınocak, Türkiye Lojistik Etkinlik Endeksi’nin, sektörün güçlü ve gelişime açık alanlarını belirleyerek firmalar ve sektör paydaşları için stratejik karar süreçlerini destekleyen önemli bir referans kaynağı olduğunu belirtti.

Endeksin sonuçlarına göre, sektör operasyonel anlamda güçlü bir performans sergilerken, sistemsel dayanıklılık ve risk yönetimi alanında zayıf bir tablo ortaya koydu. Araştırma, Türkiye lojistik sektörünün en güçlü yönünün süreç verimliliği olduğunu ortaya koydu. Operasyonel kabiliyetler yüksek seviyede ölçülürken, altyapı genel olarak güçlü değerlendirildi. Ancak demiryolu altyapısının ‘kritik zayıf halka’ olarak öne çıktığı belirtildi.

Endekste en düşük performans alanlarından biri risk yönetimi oldu. Uzmanlar, sektörün sürdürülebilir büyümesini sınırlayan temel unsurun yapısal dayanıklılık eksikliği ve risklere karşı yeterli hazırlığın bulunmaması olduğunu ifade etti. Yasal düzenlemeler ve bürokratik süreçler de verimlilik üzerinde baskı oluşturan başlıca faktörler arasında yer aldı.

Firmalarda sürdürülebilirlik konusunda bir farkındalık oluşmuş olsa da, uygulama düzeyinin sınırlı kaldığı tespit edildi. Çevresel ve sosyal kriterlerin stratejik entegrasyonu henüz istenen seviyeye ulaşmadı.

Endeksin ‘Şirketlerin Lojistik Analizi’ bölümü, sektörün geçirdiği zorlu ekonomik durumu da net bir şekilde ortaya koydu. Son bir yılda firmaların ciddi bir maliyet baskısı altında olduğu belirtilirken, sektördeki taşıma hacimlerinin genel olarak yatay bir seyir izlediği görüldü. Taşıma hacimlerinde yüzde 1’lik bir düşüş yaşandığı gözlemlendi.

Aynı dönemde firmaların maliyetleri yüzde 18 oranında artarken, karlılık oranlarında yüzde 11’lik bir düşüş yaşandı. Dağıtım ağı, tesis sayısı, coğrafi hizmet alanı ve çalışan sayısı gibi operasyonel alanlarda ise sınırlı da olsa bir büyüme kaydedildi.

Daralan kar marjlarına ve artan maliyetlere rağmen, lojistik firmalarının geleceğe yönelik adımlar atmaya devam ettiği görüldü. Rapordaki en çarpıcı verilerden biri, karlılıktaki düşüşe rağmen teknolojik altyapı yatırımlarının yüzde 12 oranında artması oldu. Sektör temsilcileri, sürdürülebilirlik yatırımlarını sabit tutarken bütçelerini verimliliği artıracak teknoloji yatırımlarına kaydırdı.

Endeks sonuçları, sektörün güçlü bir temele sahip olduğunu ancak dönüşüm sürecinin devam ettiğini gösterdi. Önümüzdeki dönemde rekabet avantajını belirleyecek iki ana unsurun teknoloji yatırımları ve nitelikli insan kaynağı olacağı ifade edildi. Genel tabloya bakıldığında, Türkiye lojistik sektöründe operasyonel verimliliğin güçlü kaldığı, ancak sürdürülebilir ve dayanıklı büyüme için risk yönetimi, regülasyon uyumu ve sistemsel güçlenme konularının öncelikli gündem maddesi olması gerektiği görülüyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu