AB ve Hindistan Anlaşması, Türk İhracatını Tehdit Ediyor

AB ile Hindistan arasındaki serbest ticaret anlaşması, Türk ihracatçıları için pazar kaybı ve rekabet riski oluşturabilir.

Özlem SARSIN / İZMİR

İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanması planlanan serbest ticaret anlaşmasının, Türk ihracatçıları için ciddi pazar kayıplarına yol açabileceğini ifade etti.

Özgener, Ocak ayındaki meclis toplantısında yaptığı konuşmada, Avrupa Birliği’nin bu anlaşmayı ‘henüz bir başlangıç’ olarak değerlendirdiğini ve stratejik iş birlikleri ile genişleyeceğini belirtti. Bu durumun, Türkiye’nin Avrupa pazarındaki rekabet dengeleri açısından dikkatle ele alınması gereken boyutları olduğunu vurguladı. Avrupa Birliği, Türkiye’nin en önemli ihracat pazarı konumunda bulunuyor ve gıda ürünlerinden sanayi ürünlerine kadar geniş bir ticaret yelpazesi sunuyor. Özellikle otomotiv, makine ve elektrikli ürünler gibi sektörlerde Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne yaptığı ihracat önemli bir yer tutuyor. Ancak yeni anlaşma, Hindistan’da üretilen benzer ürünlerin Türk ihracatçıları için pazar kaybına yol açabileceğini gösteriyor.

Özgener, Hindistan’ın Türkiye’ye Avrupa Birliği ülkeleri gibi gümrüksüz veya düşük gümrüklü mal satma imkanı bulabileceğine dikkat çekti. Bu durumun, Türkiye’nin Gümrük Birliği içinde yer almasına rağmen, Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarına doğrudan taraf olamaması ve sonuçlarına maruz kalması nedeniyle asimetrik bir rekabet baskısı yarattığını ifade etti. Bu şartlar altında, Gümrük Birliği anlaşmasının acilen revize edilmesi gerektiğini belirtti.

Özgener, mevcut Gümrük Birliği sürecinin, Avrupa Birliği’nin imzaladığı her serbest ticaret anlaşmasının Türkiye aleyhine sonuçlar doğurabileceğini öngördüğünü dile getirdi. Bu durumun, rekabet imkanlarını önemli ölçüde azaltabileceğini vurguladı. Gümrük Birliği sürecinin revize edilmesinin artık zorunlu hale geldiğini ve bu konuda hızlı adımlar atılması gerektiğini ifade eden Özgener, aynı zamanda yeni anlaşmanın Türkiye’nin üretim ve lojistik merkezi konumunu güçlendirebileceğine ve Hindistan ile imzalanacak bir serbest ticaret anlaşmasının uzun vadeli tedarik ilişkilerini geliştirmek için fırsatlar sunabileceğine inandığını belirtti.

2026 yılına dair değerlendirmelerde bulunan Özgener, bu yılki mesajların önceki yıllara göre daha fazla uyarı içerdiğini vurguladı. Ekonominin en önemli gündem maddesinin enflasyon olduğunu belirten Özgener, 2026 yılı itibarıyla fiyat istikrarı, reel ekonomi, yatırım kararları ve dış denge açısından enflasyonun belirleyici olmaya devam edeceğini kaydetti. Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadelede kararlı bir duruş sergilemesinin önemine dikkat çekti.

Özgener, ihracatta yapısal bir dönüşüm yaşandığını ve dış pazarlardaki büyüme potansiyelinin ötesinde, Türkiye ihracatında önemli değişiklikler olduğunu ifade etti. Küresel ticaretin giderek bölgeselleştiği ve finansman koşullarının dalgalandığı bir ortamda, dış ticaret ve cari dengedeki gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye ekonomisi açısından temel meselenin, dezenflasyon süreci devam ederken büyümeyi desteklemek değil, büyümenin hangi sektörler üzerinden, hangi dış talep koşullarıyla ve hangi kur dengesi içinde gerçekleştiğini doğru yönetmek olacağını düşündüğünü ifade etti. Önümüzdeki dönemde reel ekonomi, ihracat ve döviz kuru arasındaki dengenin, artan küresel riskler karşısında Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını belirleyen kritik alanlardan biri olacağına dikkat çekti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu